2 Temmuz 2016 Cumartesi

İnek sütüne dikkat



İnek sütünde bulunan proteinlerin deride, sindirim ve solunum sisteminde immün kaynaklı hassasiyet reaksiyonlarına neden olabildiği belirtildi.

Uzman Diyetisyen İpek Ağaca, çocuk beslenmesinde inek sütü alerjisi hakkında merak edilen konuları sözlerine ekledi. Ağaca, “İnek sütü proteinleri deride, sindirim ve solunum sisteminde immün kaynaklı duyguluiyet reaksiyonlarına neden olabilmektedir. Bu durum; inek sütü intoleransı veya aşırı duyarlılık olarak da isimlendirilmektedir.



İnek sütü bilhassa çocuklarda en ehemmiyetli ve en yaygın alerjik gıda türüdür, çünkü çocuklarda diyette birincil besindir. İnek sütü proteini alerjisi çoğunlukla bebeklerde ve çocuklarda görülmektedir. İnek sütü proteinlerine bağlı alerjik reaksiyonlar hayatın ilk haftalarında, ortalama 3. ayda başlamakta ve bağırsağın fonksiyonel ve morfolojik yapısının gelişmesi sonucu 2-3 yaşlarında ortadan kalkmakta ve şikayetler gitgide azalmaktadır. Yeni doğan bebeklerde sıklıkla görülmesine karşın, son dönemlerde düzenlenen hazırlıklar süte karşı duyarlılığın yetişkinlerde de yaygın olduğunu göstermektedir” dedi.



LAKTOZ İNTOLERANSI İLE KARIŞTIRILMAMALI

Süte karşı reaksiyonun iki şekilde ortaya çıktığına işaret eden Ağaca, “Laktoz intoleransı yani; laktaz enziminin eksikliğinden ileri gelen duyarlılık veya süt proteini intoleransı gibi immünolojik mekanizma tarafından oluşturulan süt duyarlılığıdır. Laktoz intoleransı; laktaz enzimi yetersizliği veya yokluğu nedeniyle laktozun sindirilememesi sonucu karın civarında Ağrı, şişkinlik, bulantı ve ishal gibi gastrointestinal semptomların görülmesidir. Sağlıklı olan bir bebekte inek sütü verilmeye başlandıktan sonra ishal ve kusma gözlenirse, bazen dışkısında kan varsa ve çocukta huzursuzluk ve ağlama varsa inek sütü allerjisi akla gelmelidir. İnek sütü alerjisinde ailesel geçmişin ehemmiyetli rolü vardır” diye sözlerine ekledi.



ÇOCUĞUN İNEK SÜTÜNE ALERJİSİ VARSA NASIL BESLENMELİ?

İnek sütü alerjisi olan çocukların beslenmesiyle ilgili de bilgiler veren Ağaca, şu uyarılarda bulundu: “İnek sütüne alerjisi olan bir çocuk çapraz duyarlılık söz konusu olduğu için koyun ve keçi sütlerine de bilinci olabilir. Bu yüzden bu sütleri de tüketmemelidir. Tereyağı, tereyağı aromalı öbür yağlar, margarin, peynir çeşitleri, yoğurt, krema, muhallebi, Laktalbumin, laktoglobulin, laktoz, laktuloz içeren ürünler, aroma katıcı maddeler ile süt bazlı mamalar çocukta büyüme ve gelişmeyi manilemeden tanının konması fazla ehemmiyetlidir. Çocuğun beslenme programında süt ve süt ürünlerine yer verilmez.



Temel gıda anne sütü olmalıdır. Çocuğa; Soya bazlı mamalar, sebze çorbaları, meyve suları, yumurta ve et verilerek klinik tablonun düzeltilmesi sağlanmalıdır. Yapılan birçok hazırlıkda; inek sütü proteinine intolerans gösteren birçok bebekte soyaya, buğdaya ve yumurta proteinlerine de duyarlılık gelişebildiği görülmüştür. Bu noktaya dikkat edilmelidir”


'


Etiketler:İnek, Uzman, Diyetisyen, İpek, Ağaca, çocuk, ?İnek, [300, 250], Gad300250, 0)-;İnek, özellikle, çocuklarda, önemli, çünkü, İnek, çoğunlukla, İnek, 2-3, şikayetler, Yeni, çalışmalar, İNTOLERANSI, İLE, KARIŞTIRILMAMALISüte, şekilde, çıktığına, ?Laktoz, Ağrı, şişkinlik, Sağlıklı, çocukta, İnek, İNEK, S

2 yaşından sonra bebeğinizle birlikte uyumayın!



Dikkat! 2 yaşından sonra bebeğinizle birlikte yatmayın!







Sevgili Anne Babalar,







Bebeğiniz göz açıp kapayana kadar büyüdü ve neredeyse 2 yaşına girecek.  Şuana kadar hala odasını ayırmadıysanız ya da hala başka bir odada çocuğunuzla aynı oda da hatta birlikte yatıyorsanız artık bebeğinizin büyüdüğünü kabul etmelisiniz.







Evet artık bebeğiniz büyüdü ve bebeklik zamanından erken çocukluk dönemli olduğuna girdi. Yani artık anneden babadan ayrışma (seperation) dönemli olduğuna girdi. Aslında 18 ay itibariyle bebekler artık anneden ayrılma, kendi kişiliğini ortaya koymaya başlarlar. Bu dönemde anne çocuğunun özgür hareket etmesine, bağımsızlığını gerçekleştirmesine fırsat vermesi gerekir. Artık tek başına yatması ve uyuyabilmesi gerekir. Bunu gerçekleştirmek için yumuşak bir geçişle evvel odasını ayırıp bir süre sonra odasında yanında kalabilirsiniz. Yanında yatağına uzanmak yerine yatağının yanına bir sandalye koyarak sadece elini tutabilir, bir süre sonra sadece oturarak kendi yatağında uyuma alışkanlığı kazandırabilirsiniz. Bir süre sonra ise odasında sizin desteğiniz olmadan sadece “iyi geceler” diyerek uyutabilirsiniz.







Eğer çocuğunuz 2 yaşında ise ve hala odasını ayırmadıysanız elbette destek almalı ve odasında yatma alışkanlığı kazandırmalısınız. Evladınızun 2 yaşından sonra da odanızda yatması bağımlılık yaratır ve birçok problemi da beraberinde getirir. Size bağımlı kalacak hatta okul evvelsi eğitim kuruluşlarına, okula başladığında uyum problemlerinin da alt yapısını hazırlayabilir. Bu sebeble çocuğunuzun en geç 2 yaş itibariyle odasını ayırmanız gerekir. 18 aya kadar bebeğiniz sizinle birlikte aynı odada ayrı yatakta uyuyabilirsiniz. Bu aya kadar bebeğinizin sizin odanızda olması sizinle duygusal bağ kurmasını kolaylaştırır. En azından bir yaşına kadar aynı odayı paylaşmanız sağlıklı gelişimi için gereklidir.  Ama 18 ay itibariyle odasını ayırmanız veya ayırmak için çalışmalara başlamanız fazla ehemmiyetlidir.



Kısacası ilk bir sene bebeğinizle birlikte aynı odayı paylaşmanız ve 18 ay itibariyle en geç 2 yaşında ise odasını ayırmanız gerekir.







Bebeğinizin odasını doğru zamanda ayırmanız temennisiyle,







Uzman Pedagog Sevil Yavuz



Çocuk, Ergen, Aile Psikolojisi Uzmanı



Öğretim Görevlisi, Oyun Terapisti







Parenting Skills & Counseling Center



www.pedagogsevilyavuz.com


'


Etiketler:Dikkat!, Dikkat!, Anne, Babalar, Bebeğiniz, Şuana, çocuğunuzla, çocukluk, Yani, -(seperation)-, Aslında, çocuğunun, özgür, Artık, Bunu, önce, Yanında, Daha, ?iyi, Çocuğunuzun, Size, öncesi, çocuğunuzun, Ama, çok, önemlidir.Kısacası, Pedagog, Sevil, YavuzÇocuk, Ergen, Aile, Psikolojisi, UzmanıÖğretim

Sigarayı Bıraktıktan Sonra İpucları



Sevgili anne-babalar  biliyorsunuz  bu  portalda  çocuk  sağlığı  dışında,  sizlerin  yaşamını kolaylaştıracak  bazı  yazılar  ve  videolar  da  sunuyoruz. Bakalım  sigarayı  bıraktıktan  sonra  vücudumuzda ve ruhumuzda ne gibi değişiklikler meydana geliyor.



Vücudumuz  adeta  bir  fabrika  gibi  çalışır  ve  sigarayı bıraktıktan  çok  kısa  süre  sonra  bile  vücudumuzda  fark  edilebilir  veya  ölçülebilir  değişiklikler  olmaya  başlar.  Sigarayı  bıraktıktan  sonra  her  geçen  saniye  vücudumuz kendisini  biraz daha  onarır.



Sigarayı  bırakınca  sağlık  konusunda  ciddi  yanlış  yorumlar  mevcuttur. Uzmanlık  yaşamım  boyunca  en  sık  duyduğum  birkaçını  sizle  paylaşmak, sebep  ve  çözümlerini  size  sunmak  istiyorum.



Sıkça  duyarsınız  sigarayı  bıraktım  ağzımda  yaralar  çıktı,  dişetlerim  kanıyor; sebebine  gelince  sigara  zaten  ağız  ve  dişeti  sağlığımızı  ciddi  anlamda  bozar,  fakat  sigara dumanı  aynı  zamanda  içerdiği  karbonmonoksit ve  damar  büzücü  maddeler  dolayısıyla  hasta  ağız  dokusuna  kafii  ve  oksijenli  kan  dolaşımı  gitmesini  maniler,  bu  yüzden  hasta  dişetleri  sigara  içerken  soluk-sarı-gri  renkte  görünür.  Sigarayı  bırakınca zaten  hasta  ve  kırılgan  dokuya  daha  hızlı  ve  bol  oksijenli  bir  kan  dolaşımı  ulaşınca,  doğal  olarak  doku  kanmaya  ve  yaralarla  tepki  vermeye  başlar.  Çözüm: kendinizi  kutlayın,  sigaraya  asla  geri  dönmeyin,   2-3  hafta  içinde  ağzınız  iyileşmiyorsa  diş  hekiminize  gitme  zamanı  gelmiş  demektir.



Sigarı  bıraktım  sersem  gibiyim,  daimi  uyumak istiyorum. Hiç  ormana  gidip eve  dönüşte  huzurla  uyumadınız  mı,  sebebi  oksijen  çarpmasıdır.  İşte  sigarayı  bırakanlar da %90-92  oksijen  seviyesi yerine  %98-100  seviyesine  çıkınca  bir  süre  ormana  gitmiş  gibi  olurlar,  merak  etmeyin  birkaç  gün  sonra  çok  daha  zinde  olacaksınız.



Sigarayı  bıraktım bağırsaklarım  çalışmıyor,  bunun  olacağına  inanmasaydınız  hiç  böyle  bir sorununuz  olmayacaktı….ve  daha  birçoğu.  Sevgili  okurlar, inançlarınızı  hafife  almayın  inançlarımız  beynimizi,  beynimiz  de  salgıladığı  biokimyasal  maddelere  bütün  vücudumuzu  yönlendirme  potansiyeline  sahiptir.  Beynimiz  vücudumuzun  eczanesidir!!!



Sonuç  olarak  genel  yaklaşımımız  şu  şekilde  olmalıdır: Ne  yaşarsak  yaşayalım  sigarayı  bıraktığımız  için değil,  yıllardır  içtiğimiz  için  yaşarız,  hepsi geçicidir, geçmiyorsa  da  çözümü  sigaraya  geri  dönmek  değil,  doktorunuza  başvurmaktır.  Böyle  bir  durumda kendinize  sigara  içmeyen  bir doktor  bulmanız  çok  daha  sağlıklı  olacaktır.



Sigarayı  bıraktım  mutsuzum… depresyondayım….



Hiç  zekamdan  çıkıyor…



Sürekli  birşeyler  yiyip  içiyorum, çok  kilo  alıyorum….



Kafamı  toplayamıyorum…



Çok  sinirliyim…



Elimi  nereye  koyacağımı  bilemiyorum…



Tarifi  olanaksız  bir  boşluk…



…… ve  daha  birçoklarının  yanıtını  arıyorsanız sigara  bırakma  bölümlerimizi  elbette  ziyaret  etmelisiniz. Çünkü  bu  iş  iradeyle  olmaz.  Sigarayı  bıraktıktan  sonra vücudumuzda  oluşan  fizyolojik  değişiklikler  ve  hastalık  risklerinin  azalma  zamanlarını  anlatacağım  bu  yazı  dizisini  2.sini  çok  yakında sizlerle  paylaşacağım, görüşmek  üzere.



Sigara ile  ilgili  makalelerimiz



Sigara  ile  ilgili videolarımız






'


Etiketler:Sigarayı, Bıraktıktan, Sonra, Olanlar, Sevgili, çocuk , Bakalım , çalışır , çok , ölçülebilir , Sigarayı , Uzmanlık , çözümlerini , çıktı, , Çözüm,  2-3 , Hiç , çarpmasıdır. , İşte ,  bırakanlar, %90-92 , %98-100 , çıkınca , çalışmıyor, , Sevgili ,  Beynimiz , şu , şekilde , Ne , çözümü ,  dönmek ,

Çocuğunuz öfkeli ve saldırgan mı?



Evladınız neden öfkeli ve saldırgan?



Sevgili Anne Babalar,

Çocuklarda zorbalık davranışları zaman zaman artıyor. Saldırganlık ve zorbalık konusunda merak ettiklerinizi Milliyet Akademi ile yaptığım röportajda sözlerine ekledim.



Milliyet Akademi-Mine Özdemir

* Çocuklarda zorbalık eğilimini nasıl anlarız?

Bunu anlamak için evvel zorbalığın çeşitlerini bilmemiz gerekir. Şiddet ilk akla gelindiği gibi sadece fiziki olmayabilir. Sözel şiddet, duygusal şiddet, cinsel zorbalık gibi türleri vardır. Çocukların şiddete eğilimi çevresindekilere bilhassa arkadaşlarına davranışlarından anlaşılabilir. Arkadaşların bir hatasında aşırı sinirli davranmak, lüzumsuz tepki vermek, hakaret etmek, bir şey fırlatmak, itmek, rencide etmek gibi davranışlarından ayrım edilir. Tabi direk vurma, tekme atma zorbalığın en belirgin türü olan fiziksel zorbalık örneğidir.



* Çocukları şiddete yönelten etkenler nelerdir?

Şiddet ve saldırganlık arasındaki farkı da vurgulamak gerekir. Saldırganlık bir dürtüdür ve zorbalık saldırganlığın davranışa yansımış halidir. Öfke duyguları saldırgan davranışları artırır. Bir dürtü olarak saldırganlığı ve öfkemizi artıran birçok sebep olabilir. En ehemmiyetlisi manilenme duygusudur. İstediğimize sahip olamama, manilenme, arzuladığımız şeyi yapmama gibi. Bir davranış olarak zorbalık davranışları öğrenilebilmektedir. Çevremizdekilerin davranışlarından da zorbalık öğreniliyor. Çocukların çevresindeki yetişkinler problemlerini çözme yolu olarak şiddete başvurursa çocuklar bu zorbalığı model alabilirler. Çocuklar zorbalığı en çokta TV de akip ettiklerinden ve bilgisayarda oynadıkları zorbalık oyunlarından öğreniyor ve model alarak uyguluyorlar. Yapılan bilimsel hazırlıklar zorbalık içerikli görselin veya zorbalık gösteren bireylerin izlenmesini çocukların direk gözleyerek model alıp arkadaşlarına uyguladığını göstermiştir. Ne tür zorbalığı izliyorsa o tür zorbalığı arkadaşlarına uyguladığı ortaya çıkmıştır.



* Çocuğun içindeki zorbalık duygusunun önüne nasıl geçebiliriz?

Çocukların gösterdiği zorbalık davranışlarının ardında öfke veya depresyon yatar. Çocuklar öfkelendiğinde bu duyguyu ifade edemediklerinde şiddete başvururlar. Çocukların psikolojisini olumsuz etkileyen durumlarda ise çocuk depresyon ifade edilerini saldırgan davranışlar olarak gösterir. Bu saldırganlığın nedeni araştırmak ve çocuğun duygularını ifade etme şansı vermek çocuğun saldırgan davranışlarını önlememize destek olur. Çocuklar ister öfkeden ister depresyondan saldırgan davransınlar yaşlarına müsait terapi desteği almalılar. Küçük çocuklarda oyun terapileri bu desteği sağlamaktadır.



* İlerleyen yıllarda zorbalık eğilimi gösteren insanların bu durumlarında çocukluk yıllarında yaşadığı travmaların etkisi var mı?

Çocuk dönemi çocuğun gelişimi ve ruh sağlığı için fazla ehemmiyetlidir. Bu dönemde yaşananlar çocukta derin yaralar açabiliyor. Eğer çocuk zorbalık ortamı içinde büyüdüyse zorbalığı gösteren bireyyi model alarak oda zorbalık eğilimli biri olabilir. Örneğin aile içi zorbalık yaşayan çocuk zorbalığı sergileyen babasını model alabilir ve ilerde eşine zorbalık uygulayabilir. Ağır travmalar genel olarak ruh sağlığını ve benliği etkilediği için saldırgan bir benlik gelişebilir. Bu sebeble travmaların döneminde tedavi edilmesi fazla ehemmiyetlidir.



* Şiddet gören çocuğu nasıl anlarız?

 Şiddet fazla güç bir konudur. Özellikle aile içi zorbalık gören çocuk olsun anne olsun bu durumu ailenin bir sırrı olarak saklamayı tercih ederler. Bu alanda bilimsel araştırma yapmak bu sebeble zordur.  Eğer çocuk birden zorbalık görmeye başladıysa davranışlarında değişiklik olmaya başlar. Örnek fazla mest ve konuşkan bir çocuk mutsuz ve içine kapanık olmaya başlar.  Şiddete maruz kalan çocuklar kırılgandır, sessizdir, öz güveni düşüktür. Bazen bunun tam tersi olan çocuklarda vardır zorbalık gördüğünü gizlemek adına daha kuvvetli görünmek için daha saldırgan davranabilir.  Şiddet durumları ise görsel olarak çocuktaki morluklardan anlaşılır.



* Anne ve babalara içine kapanıp problemlerini paylaşmayan çocuklarının duygularını kendileriyle paylaşması için ne yapmalarını öneriyorsunuz?



Günümüz koşullarında çocuk yetiştirmek gerçekten büyük bir beceri sabır ve emek gerektiriyor. Bu sebeble evvellikle bütün anne babaları anne baba olmaya cesaret ettikleri için tebrik ediyorum. Günümüzün zorlaşan giderek yabancılaşan sanallaşan münasebetlerinin olduğu ortamda çocuklarıyla münasebetleri fazla ehemmiyetli bir yere sahip. Çocuklarıyla güven münasebetsi iyi kurmaları gerekiyor. Bunu kurmak için ise beraber aktivite yapmaları gerekiyor. Mümkün olduğunda Telefon, TV, PC ve öbür teknolojik aygıtlar olmadan baş başa kalarak muhabbet etme saatlerinin olması gerekiyor. Eğer iletişim sorunları yaşıyorlarsa elbette profesyonel destek alarak bunu aşmaları gerekir. Eğer çocuk kendi odasına kapanıyor ve aile ile pek paylaşımda bulunmuyorsa aile elbette destek almalıdır.  Çocuğun arkadaşlarıyla bir sorunu olabilir ve bu konuyu içine atar ve giderek içine kapanır ve bunalıma girebilir. Bu durumda okul başarısı düşer, kendini eve kapatır, arkadaşlarıyla iletişim kurmaz, anne babasına hırçın davranabilir.



Okullarda zorbalık içerikli davranışlar artı bunun nedeni nedir?

Bir çocuk zorbalık görüyorsa bu ister yetişkinler tarafından ister yaşıtları tarafından olsun oda zorbalık davranışı göstermeye meyillidir. Yani zorbalık gören çocuk istismar edilen çocuk istismarcı olduğu gibi zorbalık gören bir süre sonra zorbalık gösteren olur. Bu sebeble okullardaki zorbalık davranışları da artmaktadır.



Uzman Pedagog Sevil Yavuz

Uzman Pedagog | Çocuk ve Aile Psikologu | Oyun Terapisti | Akademisyen | Milliyet.com.tr  Köşe Yazarı | Parenting Skills & Counseling Center-PSCC Founder | Twitter  @PedagogSevil |



Parenting Skills & Counseling Center

www.pedagogsevilyavuz.com







'


Etiketler:Çocuğunuz, öfkeli, Çocuğunuz, Anne, Babalar,Çocuklarda, şiddet, Saldırganlık, Milliyet, Akademi, Akademi-Mine, Özdemir*, önce, şiddetin, çeşitlerini, Şiddet, Sözel, Çocukların, şiddete, çevresindekilere, özellikle, Arkadaşların, şey, Tabi, örneğidir. *, Öfke, Bir, öfkemizi, önemlisi, İstediğimize, ş

27 Haziran 2016 Pazartesi

Bağıran anne Çocuğunuza Bağırmak



Günümüzde çocuklara zorbalık uygulamanın iyi bir ebeveynlik yöntemi olmadığının biran önce hemen herkes bilincinde.

Fakat rüyalarında bile çocuklarına vurmayı düşünmeyecek pek fazla ebeveyn, sinirlendiklerinde çocuklarına bağırmanın gayet normal bir davranış olduğunu düşünmekte. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Pittsburgh Üniversitesinde düzenlenen bir araştırmaya göre, çocuklara bağırmanın onlar üzerindeki etkisi ebeveynlerin düşündüğünün fazla daha üzerinde. Bu araştırmaya göre, çocuklarına bağıran ebeveynler bunun dışında disiplin yolları bulmalı ve çocuklarıyla konuşarak anlaşmayı tecrübeli. Bir Kısır Döngü Tabii ki ebeveynler çocukları doğduğu gibi ona bağırmaya başlamazlar. Bağırmak, genelde yaramazlıkların, 2 yaş sendromu gibi durumların veya ebeveynlerin kendi özel hayatlarında yaşadıkları stresin bir sonucu olarak başvurulan bir yöntemdir. Genelde çocukların davranışları kontrolden çıktıkça bağırmanın dozu da artar ve bir kısır döngüye girilir. “Bu gerçekten de tam bir kısır döngü.” diyor Pittsburgh Üniversitesi’nden Prof. Ming-Te Wang. “Aslında bu ebeveynler için de güç bir karar çünkü çocuklara bağırarak disipline etmek 2 ucu keskin bir bıçak gibi; sorun yaratan bazı davranışların çözümü sert bir disiplin olabilir, ancak bu sert sözlü disiplin bluğ çağında daha derin problemlere yol da açabilir.” Sert Sözlü Disiplin (SSD) genelde “çocukların duygusal keder yaşamasına neden olabilicek sertlikte psikolojik güç kullanımı” olarak tanımlanmaktadır. Daha kolay olarak, çocuklarımıza bazı şeyleri yapmaları veya yapmamaları için onları yaptıkları veya yapmadıkları şeyler hakkında kötü hissettirecek şekilde bağırırız ve bu sert sözlü disipline girer. SSD birden fazla şekilde olabilir. Bazı ebeveynler çocuklarını korkutmak adına seslerini yükseltirler, bazıları ise küfüre veya çocuğunu küçük düşürecek şekilde hakarete başvurabilir.


Etiketler:Günümüzde, çocuklara, önce, Fakat, çocuklarına, Amerika, Birleşik, Devletleri’nde,, Pittsburgh, Üniversitesinde, üzerindeki, üzerinde., çocuklarıyla, Kısır, Döngü Tabii, Bağırmak,, özel, Genelde, çıktıkça, Üniversitesi’nden, Prof., Ming-Te, Wang., “Aslında, çünkü, çözümü, çağında, Sözlü, Disiplin, -(SSD)-, “çocukların, Daha, çocuklarımıza, şeyleri,

'


Etiketler:Günümüzde, çocuklara, önce, Fakat, çocuklarına, Amerika, Birleşik, Devletleri?nde,, Pittsburgh, Üniversitesinde, üzerindeki, üzerinde., çocuklarıyla, Kısır, DöngüTabii, Bağırmak,, özel, Genelde, çıktıkça, Üniversitesi?nden, Prof., Ming-Te, Wang., ?Aslında, çünkü, çözümü, çağında, Sözlü, Disiplin, -(

Çukurova

Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı'ndaki 'Emekli Evi' ile Can Çocuk Parkı'nda 'Kadın Sohbet Evi'nin bittiğını belirtti.

Başkan Çetin, emekli konutlatının 5'incisinin Yurt Mahallesi'ndeki Hasan Balıkçı Parkı'nda bittiğını belirtti. Türkiye'de bir ilk olacak 'Kadın Sohbet Evi'nin de, Mahfesığmaz Mahallesi'ndeki Can Çocuk Parkı'nda inşaatının bittiğı müjdesini veren Çetin, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlattığımız projelerle, siz kıymetli halkımıza bu hizmetleri sunmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.

"HER MAHALLEDE YAPACAĞIZ"

Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı'nın yenilenme hazırlıklarının da son aşamaya geldiğini aktaran Başkan Soner Çetin, daha evvel atıl durumda olan ve kullanılamaz durumdaki parkları yenilediklerini kaydederek, "Bu parklarımızı hem yeniledik, hem de daha kullanılabilir duruma getirdik. Parklarımızda, emekli konutu ve kadın muhabbet konutu kurarak, parkın bütün mahalle sakinleri tarafından kullanabilmesini sağladık. Emekli konutu ve kadın muhabbet konutu projelerimizi, gereksinim olan bütün mahallelerimize yayacağız" diye sözlerine ekledi.

"TALEP PATLAMASI YAŞIYORUZ"

Adana'da ilk olan çocuk kreşleri ve emekli evleri projelerinin hayata geçmesiyle, bütün mahallelerden talepler geldiğine dikkat çeken Başkan Çetin, "Hemşehrilerimiz hiç merak etmesin. Bu hizmetlerimizi, gereksinim duyulan bütün mahallelerimizde hayata geçireceğiz. Türkiye'de bir ilk olan kadın muhabbet evlerimizin de, çocuk kreşleri ve emekli evleri gibi talep göreceğine ve halkımız tarafından beğenileceğine eminim. Çukurova halkının, huzuru ve refahı için ürettiğimiz projeleri, hayata geçirmeye devam edeceğiz" şeklinde ifade etti.

Başkan Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı ve bu parklara düzenlenen emekli konutu ile kadın muhabbet evinin açılışının karşımızdaki günlerde açılacağı müjdesini de verdi. - ADANAÇukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı'ndaki 'Emekli Evi' ile Can Çocuk Parkı'nda 'Kadın Sohbet Evi'nin bittiğını belirtti.

Başkan Çetin, emekli konutlatının 5'incisinin Yurt Mahallesi'ndeki Hasan Balıkçı Parkı'nda bittiğını belirtti. Türkiye'de bir ilk olacak 'Kadın Sohbet Evi'nin de, Mahfesığmaz Mahallesi'ndeki Can Çocuk Parkı'nda inşaatının bittiğı müjdesini veren Çetin, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlattığımız projelerle, siz kıymetli halkımıza bu hizmetleri sunmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.

"HER MAHALLEDE YAPACAĞIZ"

Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı'nın yenilenme hazırlıklarının da son aşamaya geldiğini aktaran Başkan Soner Çetin, daha evvel atıl durumda olan ve kullanılamaz durumdaki parkları yenilediklerini kaydederek, "Bu parklarımızı hem yeniledik, hem de daha kullanılabilir duruma getirdik. Parklarımızda, emekli konutu ve kadın muhabbet konutu kurarak, parkın bütün mahalle sakinleri tarafından kullanabilmesini sağladık. Emekli konutu ve kadın muhabbet konutu projelerimizi, gereksinim olan bütün mahallelerimize yayacağız" diye sözlerine ekledi.

"TALEP PATLAMASI YAŞIYORUZ"

Adana'da ilk olan çocuk kreşleri ve emekli evleri projelerinin hayata geçmesiyle, bütün mahallelerden talepler geldiğine dikkat çeken Başkan Çetin, "Hemşehrilerimiz hiç merak etmesin. Bu hizmetlerimizi, gereksinim duyulan bütün mahallelerimizde hayata geçireceğiz. Türkiye'de bir ilk olan kadın muhabbet evlerimizin de, çocuk kreşleri ve emekli evleri gibi talep göreceğine ve halkımız tarafından beğenileceğine eminim. Çukurova halkının, huzuru ve refahı için ürettiğimiz projeleri, hayata geçirmeye devam edeceğiz" şeklinde ifade etti.

Başkan Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı ve bu parklara düzenlenen emekli konutu ile kadın muhabbet evinin açılışının karşımızdaki günlerde açılacağı müjdesini de verdi. - ADANA


Etiketler:Çukurovaya, Kadın, Sohbet, Evi, Çukurova, Belediye, Başkanı Soner, Çetin,, Hasan, Balıkçı, Parkındaki, Emekli, Can, Çocuk, Evinin, 5incisinin, Yurt, Mahallesindeki, Mahfesığmaz,

26 Haziran 2016 Pazar

YÜRÜYÜŞÜN YARARLARI



1985 verilerine göre Amerika’ da 55 Milyon ABD’li spor olarak yürüyüş yapmaktadır.

Bugün bu rakamın yüz milyonu aşkın olduğu tahmin edilmektedir. “Yürüyüş” ün egzersiz olarak seçilmesinin muhtelif sebebleri vardır. Birincisi biran önce hemen herkesçe kolaylıkla yapılabilmesidir. Özel bir hüner ve pratik gerektirmemesidir. Rahat bir ayakkabının dışında hiçbir özel ekipman gerektirmez. Yürüyüş hiç kuşkusuz zor isteyen birçok aktivitenin verdiği sonuçların aynısını sağlamaktır. Fakat yürüyüşün öbür bazı fiziksel aktivitelerden ne kadar kıymetli olduğunu ilerideki satırlarda bulacaksınız. Ve bu sonuçlar sizi şaşırtacak. Bilindiği gibi fiziksel egzersizlerin enerji değerlerini karşılaştırma yöntemlerinden birisi de “MET” karşılıklarıdır. Bir MET, bazal metabolizma(vücudun yatar dinlenik pozisyondaki enerji gereksinmesi) için harcanan enerji miktarıdır.


Etiketler:1985, Amerika’, Milyon, ABD’li, Bugün, Birincisi, önce, Özel, Rahat, özel, öbür, şaşırtacak. Bilindiği, “MET”, MET,,

'


Etiketler:1985, Amerika’, Milyon, ABD’li, Bugün, Birincisi, önce, Özel, Rahat, özel, öbür, şaşırtacak.Bilindiği, “MET”, MET,,