27 Haziran 2016 Pazartesi

Bağıran anne Çocuğunuza Bağırmak



Günümüzde çocuklara zorbalık uygulamanın iyi bir ebeveynlik yöntemi olmadığının biran önce hemen herkes bilincinde.

Fakat rüyalarında bile çocuklarına vurmayı düşünmeyecek pek fazla ebeveyn, sinirlendiklerinde çocuklarına bağırmanın gayet normal bir davranış olduğunu düşünmekte. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Pittsburgh Üniversitesinde düzenlenen bir araştırmaya göre, çocuklara bağırmanın onlar üzerindeki etkisi ebeveynlerin düşündüğünün fazla daha üzerinde. Bu araştırmaya göre, çocuklarına bağıran ebeveynler bunun dışında disiplin yolları bulmalı ve çocuklarıyla konuşarak anlaşmayı tecrübeli. Bir Kısır Döngü Tabii ki ebeveynler çocukları doğduğu gibi ona bağırmaya başlamazlar. Bağırmak, genelde yaramazlıkların, 2 yaş sendromu gibi durumların veya ebeveynlerin kendi özel hayatlarında yaşadıkları stresin bir sonucu olarak başvurulan bir yöntemdir. Genelde çocukların davranışları kontrolden çıktıkça bağırmanın dozu da artar ve bir kısır döngüye girilir. “Bu gerçekten de tam bir kısır döngü.” diyor Pittsburgh Üniversitesi’nden Prof. Ming-Te Wang. “Aslında bu ebeveynler için de güç bir karar çünkü çocuklara bağırarak disipline etmek 2 ucu keskin bir bıçak gibi; sorun yaratan bazı davranışların çözümü sert bir disiplin olabilir, ancak bu sert sözlü disiplin bluğ çağında daha derin problemlere yol da açabilir.” Sert Sözlü Disiplin (SSD) genelde “çocukların duygusal keder yaşamasına neden olabilicek sertlikte psikolojik güç kullanımı” olarak tanımlanmaktadır. Daha kolay olarak, çocuklarımıza bazı şeyleri yapmaları veya yapmamaları için onları yaptıkları veya yapmadıkları şeyler hakkında kötü hissettirecek şekilde bağırırız ve bu sert sözlü disipline girer. SSD birden fazla şekilde olabilir. Bazı ebeveynler çocuklarını korkutmak adına seslerini yükseltirler, bazıları ise küfüre veya çocuğunu küçük düşürecek şekilde hakarete başvurabilir.


Etiketler:Günümüzde, çocuklara, önce, Fakat, çocuklarına, Amerika, Birleşik, Devletleri’nde,, Pittsburgh, Üniversitesinde, üzerindeki, üzerinde., çocuklarıyla, Kısır, Döngü Tabii, Bağırmak,, özel, Genelde, çıktıkça, Üniversitesi’nden, Prof., Ming-Te, Wang., “Aslında, çünkü, çözümü, çağında, Sözlü, Disiplin, -(SSD)-, “çocukların, Daha, çocuklarımıza, şeyleri,

'


Etiketler:Günümüzde, çocuklara, önce, Fakat, çocuklarına, Amerika, Birleşik, Devletleri?nde,, Pittsburgh, Üniversitesinde, üzerindeki, üzerinde., çocuklarıyla, Kısır, DöngüTabii, Bağırmak,, özel, Genelde, çıktıkça, Üniversitesi?nden, Prof., Ming-Te, Wang., ?Aslında, çünkü, çözümü, çağında, Sözlü, Disiplin, -(

Çukurova

Çukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı'ndaki 'Emekli Evi' ile Can Çocuk Parkı'nda 'Kadın Sohbet Evi'nin bittiğını belirtti.

Başkan Çetin, emekli konutlatının 5'incisinin Yurt Mahallesi'ndeki Hasan Balıkçı Parkı'nda bittiğını belirtti. Türkiye'de bir ilk olacak 'Kadın Sohbet Evi'nin de, Mahfesığmaz Mahallesi'ndeki Can Çocuk Parkı'nda inşaatının bittiğı müjdesini veren Çetin, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlattığımız projelerle, siz kıymetli halkımıza bu hizmetleri sunmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.

"HER MAHALLEDE YAPACAĞIZ"

Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı'nın yenilenme hazırlıklarının da son aşamaya geldiğini aktaran Başkan Soner Çetin, daha evvel atıl durumda olan ve kullanılamaz durumdaki parkları yenilediklerini kaydederek, "Bu parklarımızı hem yeniledik, hem de daha kullanılabilir duruma getirdik. Parklarımızda, emekli konutu ve kadın muhabbet konutu kurarak, parkın bütün mahalle sakinleri tarafından kullanabilmesini sağladık. Emekli konutu ve kadın muhabbet konutu projelerimizi, gereksinim olan bütün mahallelerimize yayacağız" diye sözlerine ekledi.

"TALEP PATLAMASI YAŞIYORUZ"

Adana'da ilk olan çocuk kreşleri ve emekli evleri projelerinin hayata geçmesiyle, bütün mahallelerden talepler geldiğine dikkat çeken Başkan Çetin, "Hemşehrilerimiz hiç merak etmesin. Bu hizmetlerimizi, gereksinim duyulan bütün mahallelerimizde hayata geçireceğiz. Türkiye'de bir ilk olan kadın muhabbet evlerimizin de, çocuk kreşleri ve emekli evleri gibi talep göreceğine ve halkımız tarafından beğenileceğine eminim. Çukurova halkının, huzuru ve refahı için ürettiğimiz projeleri, hayata geçirmeye devam edeceğiz" şeklinde ifade etti.

Başkan Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı ve bu parklara düzenlenen emekli konutu ile kadın muhabbet evinin açılışının karşımızdaki günlerde açılacağı müjdesini de verdi. - ADANAÇukurova Belediye Başkanı Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı'ndaki 'Emekli Evi' ile Can Çocuk Parkı'nda 'Kadın Sohbet Evi'nin bittiğını belirtti.

Başkan Çetin, emekli konutlatının 5'incisinin Yurt Mahallesi'ndeki Hasan Balıkçı Parkı'nda bittiğını belirtti. Türkiye'de bir ilk olacak 'Kadın Sohbet Evi'nin de, Mahfesığmaz Mahallesi'ndeki Can Çocuk Parkı'nda inşaatının bittiğı müjdesini veren Çetin, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlattığımız projelerle, siz kıymetli halkımıza bu hizmetleri sunmanın gururunu yaşıyoruz" dedi.

"HER MAHALLEDE YAPACAĞIZ"

Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı'nın yenilenme hazırlıklarının da son aşamaya geldiğini aktaran Başkan Soner Çetin, daha evvel atıl durumda olan ve kullanılamaz durumdaki parkları yenilediklerini kaydederek, "Bu parklarımızı hem yeniledik, hem de daha kullanılabilir duruma getirdik. Parklarımızda, emekli konutu ve kadın muhabbet konutu kurarak, parkın bütün mahalle sakinleri tarafından kullanabilmesini sağladık. Emekli konutu ve kadın muhabbet konutu projelerimizi, gereksinim olan bütün mahallelerimize yayacağız" diye sözlerine ekledi.

"TALEP PATLAMASI YAŞIYORUZ"

Adana'da ilk olan çocuk kreşleri ve emekli evleri projelerinin hayata geçmesiyle, bütün mahallelerden talepler geldiğine dikkat çeken Başkan Çetin, "Hemşehrilerimiz hiç merak etmesin. Bu hizmetlerimizi, gereksinim duyulan bütün mahallelerimizde hayata geçireceğiz. Türkiye'de bir ilk olan kadın muhabbet evlerimizin de, çocuk kreşleri ve emekli evleri gibi talep göreceğine ve halkımız tarafından beğenileceğine eminim. Çukurova halkının, huzuru ve refahı için ürettiğimiz projeleri, hayata geçirmeye devam edeceğiz" şeklinde ifade etti.

Başkan Soner Çetin, Hasan Balıkçı Parkı ile Can Çocuk Parkı ve bu parklara düzenlenen emekli konutu ile kadın muhabbet evinin açılışının karşımızdaki günlerde açılacağı müjdesini de verdi. - ADANA


Etiketler:Çukurovaya, Kadın, Sohbet, Evi, Çukurova, Belediye, Başkanı Soner, Çetin,, Hasan, Balıkçı, Parkındaki, Emekli, Can, Çocuk, Evinin, 5incisinin, Yurt, Mahallesindeki, Mahfesığmaz,

26 Haziran 2016 Pazar

YÜRÜYÜŞÜN YARARLARI



1985 verilerine göre Amerika’ da 55 Milyon ABD’li spor olarak yürüyüş yapmaktadır.

Bugün bu rakamın yüz milyonu aşkın olduğu tahmin edilmektedir. “Yürüyüş” ün egzersiz olarak seçilmesinin muhtelif sebebleri vardır. Birincisi biran önce hemen herkesçe kolaylıkla yapılabilmesidir. Özel bir hüner ve pratik gerektirmemesidir. Rahat bir ayakkabının dışında hiçbir özel ekipman gerektirmez. Yürüyüş hiç kuşkusuz zor isteyen birçok aktivitenin verdiği sonuçların aynısını sağlamaktır. Fakat yürüyüşün öbür bazı fiziksel aktivitelerden ne kadar kıymetli olduğunu ilerideki satırlarda bulacaksınız. Ve bu sonuçlar sizi şaşırtacak. Bilindiği gibi fiziksel egzersizlerin enerji değerlerini karşılaştırma yöntemlerinden birisi de “MET” karşılıklarıdır. Bir MET, bazal metabolizma(vücudun yatar dinlenik pozisyondaki enerji gereksinmesi) için harcanan enerji miktarıdır.


Etiketler:1985, Amerika’, Milyon, ABD’li, Bugün, Birincisi, önce, Özel, Rahat, özel, öbür, şaşırtacak. Bilindiği, “MET”, MET,,

'


Etiketler:1985, Amerika’, Milyon, ABD’li, Bugün, Birincisi, önce, Özel, Rahat, özel, öbür, şaşırtacak.Bilindiği, “MET”, MET,,

Okaliptüs Yağının Faydaları



Lütfen okaliptüs yağını kullanmadan evvel doktorunuza danışarak, okaliptüs yağını kullanabileceğinize dair onay alınız.

Hamilelerde, emziren annelerde, çocuklarda kullanılması müsait değildir. Okaliptüs yağını ağızdan almayın yada gözünüze veya kulak yolunuza damlatmayın. Okaliptüs bir ağaçtır. Kuru yaprakları ve yağı ilaç inşaatında kullanılır. Okaliptüs yaprakları enfeksiyonlar, ateş, mide fesatı, ve öksürükler için kullanılır. Yapraklar aynı zamanda solunum yolu enfeksiyonları için de yararlıdır. Boğmaca öksürüğü, astım, akciğer veremi, kemik iltihabı, romatizma, akneler, yaralanmalar, geç iyileşen ülser, bakteriyel dizanteri, saçkıran, karaciğer ve safra kesesi problemleri, iştahsızlık ve kanser gibi rahatsızlık ve hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Okaliptus Yağının Faydaları ve Kullanım Şekilleri: Kan akışının arttırılması: Okaliptüs yağı damar genişletici olarak kullanılabilir. Dolaşımı arttırarak dolaşım sistemine yardımcı olur. İlgili bölgeye masaj yaparken bir damla damlatmanız kafii olacaktır. Astım: Astım krizi sırasında göğsünüze birkaç damla okaliptüs yağı damlatarak masaj yapın. Aynı zamanda doğrudan koklayabilir veya yer aldığınız ortamda havada yayılmasını sağlayabilirsiniz. Beyne kan akışının arttırılması: Evinizde veya sınıfınızda okaliptüs yağının havaya karışarak solunmasını sağlayabilirsiniz. Bu kan akışını arttırarak beyne kan akışını kolaylaştıracaktır. Bronşit: Bronşit hastaları okaliptüs yağını haricen veya teneffüs ederek kullanabilirler. Göğsünüzü, sırtınız ve boğazınızı bu yağdan birkaç damla ile sıvazlayabilirsiniz. Kokusunu şişeden içinize çekebilir veya yakalarınıza ve yastığınıza damlatabilirsiniz. Nefes yollarında tıkanıklık: Nefes yolu tıkanıklıklarında okaliptüs yağı kullanılabilir. Burnunuzun etrafına uygulayabilir ve kokusunu içinize çekebilirsiniz. Vücudu serinletme: Okaliptüs yağını vücudunuzu serinletmede kullanabilirsiniz. Bir sprey yardımıyla vücudunuza uygulayabilirsiniz. Öksürük: Bulunduğunuz ortama yayılmasını sağlayabilirsiniz. Aynı zamanda göğüz, boğaz ve sırtınızı okaliptüs yağı ile sıvazlayabilirsiniz. Şeker Hastaları: Şeker hastaları için de kan akışı problem olabilmektedir. Her gün duş sonrası bir losyonla birlikte vücutlarına okaliptüs yağını uygulamaları kan akışını arttırmaya yardımcı olacaktır. Dezenfektan: Anti-viral ve anti-bakteriyel bilhassari sayesinde temizlik sırasında kullanılabilirler. Dizanteri: İki damla okaliptüs yağını karın bölgesine damlatarak saat yönünün bilakis ovalayın. İshali azaltmaya, iltihabı ve enfeksiyonla savaşa yardımcı olacaktır. Kulak İltihabı: Sakın okaliptüs yağını doğrudan kulak kanalına damlatmayın! Ancak bir damla okaliptüs yağını kulak kepçesine ve çevresine sürebilirsiniz. Amfizem: Ayakların eklem yerlerine damlatarak masaj yapın. Göğsünüze bir damla dökerek masaj yapın. Balgam söktürücü: Ayakların eklem yerine ve göğsünüze bir damla ile her gün masaj yapın. Ateş: Yukarıda bahsedildiği gibi serinletici etkisi ateşi düşürmede ve vücudun enfeksiyon ile savaşında da kullanılabilir. Grip: Gribin ifade edilerine göre okaliptüs yağının kullanımı da değişecektir. Eklem yerlerinizde ağrılar yaşıyorsanız buralara damlatarak masaj yapabilirsiniz. Veya ishaliniz varsa karın bölgenize damlatarak uygulayabilirsiniz. Solunum yolu sorunları için aromasını teneffüs edebilirsiniz. Hipoglisemi: Kan şekeri düşüklüğü için ayak tabanınıza birkaç damla damlatarak ovalayabilirsiniz. İltihap: İltihaplanmış bölgeye birkaç damla uygulayabilirsiniz. İris enfeksiyonu: Sakın okaliptüs yağını doğrudan göze damlatmayın! Ancak birkaç damla okaliptüs yağını şakaklara damlatarak masaj yapabilirsiniz. Uçak tutması: Uzun uçak yolculuklarından sonra uyku tertipiniz bozulduysa, kokusu ve kendisi ile okaliptüs yağını kullanabilir ve bu sayede uykunuzu açabilirsiniz. Böbrek Taşı: İlgili bölgeye günde üç defa birkaç damla damlatarak ovalayın. Bitlenme: Doğal bir böceksavar olduğundan bitler ile mücadelede kullanılabilir. Kızamık: Hastalık süresince evde okaliptüs yağı kullanarak teneffüs edilmesini sağlayın. Ayaklarda eklem yerlerine sürerek ovalayın. Nevralji: Ağrıları azaltmak için müsait bölgeye uygulayarak masaj yapın. Nevrit: Sinir apselanmasının olduğu bölgeye birkaç damla döküp ovalayın. Yine ayaklarda eklem yerlerine sürerek masaj yapın. Fazla Çalışmış Kaslar: Ağrı yapan, hamlayan kaslara birkaç damla ile masaj yapın. Masajı hep kalp yönüne doğru yapın. Ağrı: Ağrının çeşidine ve görülen bölgeye göre değişebilir. Genelde haricen birkaç damla uygulayarak masaj yapmak ve ayaklarda eklem yerlerine sürerek ovalamak tavsiye edilir. Zatüre: Havaya karışarak teneffüs edilmesi ve doğrudan haricen göğüs bölgesine masaj yapılması ciğerlerin temizlenmesine yardımcı olacaktır. El ve ayaklardaki eklem yerlerine de uygulanabilir. Solunum ile ilgili virüsler: Hastalık boyunca okaliptüs yağının odanızda buharlaşmasını sağlayarak teneffüs edin. Burun nezlesi: İltihaplanma ile savaşmak ve solunum yollarını açmak için şişeden koklayabilirsiniz. Bir damla damlatarak sinüslerinize masaj yapabilirsiniz. Sıcak su torbası ile baskı uygulayabilirsiniz. Zona Hastalığı: Anti viral ve antiflamatuar bilhassari sayesinde zona yarasına sahip bölgeye uygulandığında yararsı görülebilir. Banyo yaparken küvet suyunuza damlatabilir, yaralı bölgeye sıcak su torbası ile baskı uygulayabilirsiniz. Sinüzit: Sinüslere sıcak su torbası ile birlikte baskı yapın. 1-2 damla okaliptüs yağı ile ellere ve ayaklara masaj yapın. Doğrudan veya oda havasına karıştırarak teneffüs edin. Tenisçi Dirseği: Bu konuda uzman bir masör ile bölgeye masaj uygularken okaliptüs yağından birkaç damla kullanmayı unutmayın. Verem: Okaliptüs yağı bakteri ile savaşmada etkili olur. Ciğerleri temizler. İltihaplanmayı azaltır. Düzenli şekilde odanızın havasına karıştırın. Göğsünüze ve sırtınıza ikişer damla damlatarak masaj yapın. Yan Etkileri: Okaliptüs yaprağı yiyecekler ile birlikte az oranlarda alınabilir fakat okaliptüs yağının doğrudan ağız yoluyla alınması güvenli değildir. Deriye dahi uygulamadan evvel derişiminin azaltılması gerekebilir. 3.5 mililitre derişimi azaltılmamış okaliptüs yağı kullanmak öldürücü olabilir. Okaliptüs yağı zehirlenmesi mide ağrısı ve yanması, baş dönmesi, kaslarda zayıflık, bunalma hissi, mide bulantısı, kusma ve ishal şeklinde kendini gösterebilir. Hamile kadınların ve emziren anaların okaliptüs yağı kullanmaması gerekir zira bu konuda kafii bilgi henüz yoktur. Çocuklarda da aynı şekilde kullanılmaması gerekmektedir. Şeker hastalarında ilaçlar ile birlikte alındığında kan şekerini çokça düşürebileceği düşünülmektedir. Şeker hastalarının okaliptüs yağı kullandıklarında sürekli olarak kan şekerlerini kontrol etmeleri gereklidir. Kan şekeri seviyesinde görülebilen bir değişiklik sebebi ile ameliyat olmuş veya olacak hastalarda ameliyat evvelsi ve sonrası en az iki hafta okaliptüs yağını kullanmamaları gerekmektedir.




Etiketler:Lütfen, Hamilelerde,, çocuklarda, Okaliptüs, Kuru, öksürükler, Yapraklar, Boğmaca, öksürüğü,, ülser,, Yağının, Faydaları, Kullanım, Şekilleri Kan, Dolaşımı, İlgili, Astım, Aynı, Evinizde, Bronşit, Göğsünüzü,, Kokusunu, şişeden, çekebilir, Nefes, Burnunuzun, çekebilirsiniz. Vücudu, Bir, Bulunduğunuz, Hastaları, Şeker, Her, Anti-viral, İki, İshali, İltihabı,


'


Etiketler:Lütfen, Hamilelerde,, çocuklarda, Okaliptüs, Kuru, öksürükler, Yapraklar, Boğmaca, öksürüğü,, ülser,, Yağının, Faydaları, Kullanım, ŞekilleriKan, Dolaşımı, İlgili, Astım, Aynı, Evinizde, Bronşit, Göğsünüzü,, Kokusunu, şişeden, çekebilir, Nefes, Burnunuzun, çekebilirsiniz.Vücudu, Bir, Bulunduğunuz, H

Ertesi Gün Hapı Nedir?



Ertesi gün hapı, korunmasız gerçekleşen cinsel birliktelik sonrası kullanılabilen ve hamile kalmanızı önlemeyi amaçlayan bir yöntemdir.

Bununla birlikte mutlaka hamileliği %100 önlemek gibi bir garantisi yoktur. Hapı, birleşmeden sonra ne kadar erken alabilirseniz etkisi o kadar çok olacaktır. En çok etki edebileceği zaman aralığı ilk 12 saat olmakla birlikte, ertesi gün hapı cinsel birleşme sonrası 72 saat içerisinde alınabilmektedir. Ertesi Gün Hapı Nasıl Çalışmaktadır? Hamilelik cinsel birleşmeden biran önce sonra gerçekleşmez. Bu sebeple cinsel birleşme gerçekleştikten sonra da hamileliği önlemek mümkündür. Spermin yumurta ile birleşmesi seksten sonra aşağı yukarı 6 gün içerisinde gerçekleşmektedir. Ertesi gün hapının işlevi de yumurtalıkların yumurta üretmesini önlemek ve yumurtanın rahme tutunmasına mani oluşturmak için rahmin yapısını değiştirmektir. Ancak unutulmamalıdır ki şayet hamilelik gerçekleştiyse ertesi gün hapının hiçbir etkisi olmayacaktır. Ertesi Gün Hapı Ne Sıklıkta Kullanılabilir? Ertesi gün hapını kaç kez alabileceğinizle ilgili bir limit olmamasıyla beraber, bu yöntemi acil durumlarda kullanabileceğinizi ve bu yöntemin tertipli bir korunma yöntemi olmadığını bilmeniz gerekmektedir. Tabii ertesi gün hapını senede birkaç kez kullanmanız halinde, adet döngünüzde de tertipsizlikler olabilecektir. Eğer korunma yöntemi olarak daimi ertesi gün hapını kullanıyorsanız bir doktora görünmenizde ve öbür korunma yöntemleri hakkında bilgi almanızda yarar vardır. Unutmamanız gereken bir öbür ehemmiyetli noktada ertesi gün hapının cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklara karşı hiçbir koruma sağlamayacağıdır. Ertesi Gün Hapını Kullandıktan Sonra Ne Yapılmalıdır? Ertesi gün hapını kullandıktan sonra öbür güvenilir korunma yöntemlerini kullanmaya devam etmelisiniz. Kullanmış olduğunuz ertesi gün hapı sizi gelecekteki korunmasız cinsel birleşmelere karşı korumayacaktır. Eğer doğum kontrol hapı kullanıyorsanız ve bir gün almayı atladıysanız kullanmaya devam edin ve ilaç atlanması halinde yapılması gerekenleri ifade eden talimatları uygulayın. Ertesi gün hapını kullanmanızdan itibaren 3 hafta içerisinde adet görmüyorsanız, doktora görünmenizde yarar vardır. Çünkü böyle bir pozisyonda hamile olabilmeniz de olasıdır. Kimler Ertesi Gün Hapını Kullanmamalıdır? Korunmasız cinsel münasebetden sonra 72 saatten çok süre geçtiyse ertesi gün hapı koruma sağlamayacaktır. Hamile olduğunuzu düşünüyorsanız ertesi gün hapını kullanmamanız gerekmektedir. Yüksek kan basıncı, diyabet, ağır karaciğer rahatsızlığı gibi sorunlarınız varsa, kalp sorunu yaşadıysanız, felç geçirdiyseniz, göğüs kanserine yakalandıysanız, hormonal ilaç kullanmanızda sakınca varsa ve başka ilaçlar kullanıyorsanız, ertesi gün hapını kullanmadan evvel doktorunuza danışmanız gerekmektedir. Kaç Tip Ertesi Gün Hapı Vardır? Ertesi gün haplarının iki tipi vardır. Birisi sadece progesteron hormonu içerirken, öbüri hem östrojen hem progesteron içermektedir. Östrojen damar tıkanıklığı riskini artırabilen bir hormondur, bu sebeple birey kiloluysa, ileri yaştaysa, aşırı sigara kullanıyorsa ve damarsal bazı arızaları varsa ertesi gün haplarından östrojen içermeyenin alınması tavsiye edilmektedir. Progesteron içeren de ise belirli bir grubun kullanmamasına yönelik bir bilgi yoktur. Ancak bu ilaçlar bir hormon olduğu için doğru olan doktor önerisi ile kullanmaktır. Bununla birlikte ülkemizde ve çoğu ülkelerde reçetesiz temin edilebilmektedir. Ertesi Gün Hapı Kullanmanın Zararı Var Mıdır? Ertesi gün hapını yıl içerisinde birkaç kez kullanmanız halinde adet döngüsü bozulabilmektedir. Tabii ertesi gün hapının koruması çok yüksek olmadığı için gebe kalma ihtimali de olabilmektedir. Ertesi Gün Hapının Olası Yan Etkileri Nelerdir? Sadece progesteron içeren hapların, östrojen içermediği için, daha yüksek dozda alınmaları gerekebilmektedir. Bu da lekelenme tarzında kanamalara, bulantı, göğüslerde şişkinlik, dolgunluk, sinirlilik gibi yan etkilere neden olabilmektedir. Hem östrojen hem progesteron içeren hapların en büyük yan etkisi ise içinde östrojen bulunduğu için bulantı ve kusmaya neden olmasıdır. Kusma halinde da hapın etkinliği azalacağı için beraberinde bulantı giderici ilaçlar da alınabilir. Kusma gerçekleştiyse de mutlaka doktora görünüp fakat onun tavsiyesi eşliğinde bir doz daha alınmalıdır. Ertesi Gün Hapı ile İlgili Bilmeniz Gerekenler Nelerdir? Ertesi gün hapları fakat oluşmamış gebelikleri önleyebilirler. Eğer gebelik oluştuysa ertesi gün hapı kullanılamaz. Diğer bir deyişle bu haplar asla kürtaj ya da düşük hapı değildir. Ertesi gün hapları rutin olarak kullanılabilecek bir doğum kontrol yöntemi değildir. Ancak acil durumlarda başvurulabilir. Ertesi gün haplarının kullanımı regl tertipsizliklerine yol açabilir. En doğru olan ertesi gün haplarını doktorunuza danışarak kullanmanızdır. Ertesi gün hapı cinsel yolla bulaşabilecek hastalıklara karşı hiçbir koruma sağlamaz. Ertesi gün hapını korunmasız cinsel birleşmeden sonra ne kadar erken alabilirseniz, etkinliği o kadar artacaktır. Eğer ertesi gün hapı işe yaramazsa doğacak çocuğa bir zararı olur mu sorusunun net bir yanıtı yoktur. Annesi ertesi gün hapı kullanmış çocuklarda buna bağlı anormallikler görüldüğine dair bir hazırlık mevcut değildir. Ancak geçmiş deneyimler, erken hamilelikte alınan öbür hormonların bebeğe zarar verebileceğini göstermektedir.




Etiketler:Ertesi, önlemeyi, Bununla, %100, önlemek, Hapı,, çok, Gün, Nasıl, Çalışmaktadır? Hamilelik, önce, Spermin, Ertesi, üretmesini, Ancak, şayet, Sıklıkta, Kullanılabilir? Ertesi, Tabii, Eğer, öbür, Unutmamanız, Hapını, Kullandıktan, Sonra, Yapılmalıdır? Ertesi, Kullanmış, Çünkü, Ertesi, Kullanmamalıdır? Korunmasız, Tip, Ertesi, Vardır? Ertesi, Birisi, öbüri,


'


Etiketler:Ertesi, önlemeyi, Bununla, %100, önlemek, Hapı,, çok, Gün, Nasıl, Çalışmaktadır?Hamilelik, önce, Spermin, Ertesi, üretmesini, Ancak, şayet, Sıklıkta, Kullanılabilir?Ertesi, Tabii, Eğer, öbür, Unutmamanız, Hapını, Kullandıktan, Sonra, Yapılmalıdır?Ertesi, Kullanmış, Çünkü, Ertesi, Kullanmamalıdır?Kor

Doğum Kontrol Hapı Nedir?



Doğum kontrol hapı, östrojen ve progesteron içeren, kadınların günlük olarak alabileceği ve mümkün bir gebeliği önlemeyi amaçlayan bir haptır.

Doğum Kontrol Hapı Nasıl Çalışır? Kadınlar her geçen zaman doğum kontrol hapı hakkında kafa dağınıklığı yaşamaktadır. Çok kolay bir yöntem ile bilinmesi gereken doğum kontrol haplarının hormonlardan düzenlendiğıdır ve bu haplarda yer alan hormonlar iki şekilde hamileliğin oluşmasını manilerler: 1. Yumurtalıklardan yumurta çıkmasını manilerler. Hamilelikte sperm ile yumurta buluşmadığı zaman gerçekleşemeyecektir. 2. Servikal mukusu kalınlaştırırlar. Bu da spermin yumurtalara gitmesini maniler. Doğum Kontrol Hapı Nasıl Kullanılır? Ülkemizde satılmakta olan doğum kontrol haplarının içerisinde 21 adet tablet bulunmaktadır. Adet kanamasının ilk 3 gününde, tercihen 1. ve 2. Gününde ilk kutuya başlanması gerekmektedir. Günde 1 adet alınan tabletlerin her gün aynı saatlerde alınması ideal olan kullanım şeklidir. Ancak gün içerisinde 2-3 saat değişikliklere uğraması çok büyük problem oluşturmayacaktır. 21 adet tabletin son bulması sonrası ise 7 gün boyunca hiçbir tablet kullanılmamalıdır. 8. Gün ise ikinci kutuya başlanması gerekmektedir. Doğum Kontrol Hapı Kullanırken Nelere Dikkat Edilmelidir? • En ideali bir kadın doğum uzmanı tarafından bu hapın yazılmasıdır. Çünkü hastanın kullanmaması gereken durumlar olabilir. Örneğin, hastada şiddetli migren atakları, aktif karaciğer hastalığı, aktif hepatit, damar tıkanıklığı problemi, damar içi pıhtılaşmaya bağlı emboli gibi riskleri varsa ya da kendisinde olmasa bile ailesinde bu tarz bir şey söz konusu ise bireyye doğum kontrol hapı verilmez. • Mevcut hamilelik ya da kanama varlığında kullanmadan evvel kesinlikle muayene gerekmektedir. • İlk kullanıma elbette adet kanamasının ilk 3 gününde başlanması gerekmektedir. Özellikle ilk gününde başlanırsa daha efektif olacaktır. Doğum Kontrol Hapının Yan Etkileri Nelerdir? • En sık görülen yan etki bulantıdır. Bunun sebebi de östrojen içermesidir. Çok şiddetli durumlarda ise kusma da görülebilir. • Yine östrojen sebebiyle baş ağrısı görülebilir. • Progesteron nedeniyle mantar gözlemlenebilir. • Sık tekrarlayan kutunun sonuna doğru da kaşıntı ve akıntı gibi şikâyetler görülebilir. • Hap kullanımının ilk aylarında lekelenme tarzı ara kanamalar görülebilir. Bu kanamaların ilk 2-3 kutudan sonra geçmesi beklenir. Eğer geçmiyorsa ya da şiddetli bir kanama gözleniyorsa elbette doktora başvurulmalıdır. • Bazı kadınlarda kilo alma sorunu gözlemlenebilir. • Vücutta su tutulmasına neden olabilir. • En istenmeyen yan etkisi ise damar içi pıhtılaşmayı arttırıp buradan bir pıhtının çıkıp mesela beyin damarlarından birisini tıkamasıdır. Bu sebeple geçmişinde ya da ailesinde bu çeşit olaylar olan şahsın kesinlikle doğum kontrol hapını kullanmaması önerilmektedir. Doğum Kontrol Haplarının Kullanımı Hangi Durumlarda Bırakılmalıdır? Doğum kontrol haplarının kullanılmaya başlaması ile beraber migren nöbetleri, görme fonksiyonlarında arızalar, şiddetli baş ağrısı, göğüs ağrısı, ani sarılık gözlemlenmesi, şiddetli bacak ağrıları görülüyorsa bu hapların kullanımı biran önce bittirilmelidir. Tabii ağır kaza sonrası ve ameliyatlar evvelsi de doğum kontrol haplarının kullanımı bırakılmalıdır. Doğum Kontrol Hapları Hangi Durumlarda Kullanılmamalıdır? • Aşırı kilo sorunu yaşayanlar. • Daha evvel damar tıkanıklığı sorunu hayatış olanlar. • Ailesinde akciğer embolisi, beyin damarlarının tıkanması gibi rahatsızlıkları geçirmiş olanlar. • Aşırı sigara içenler. • Şiddetli migren atağı yaşayanlar. • Kronik hepatit B gibi karaciğer hastalığı olanlar. • Sebebi bilinmeyen kanaması olan bireyler. Doğum Kontrol Hapının Alınması Unutulursa Ne Olur? Eğer bir gün unutulduysa ertesi gün iki tane alınmalıdır. Bunun sadece bir kez yaşanması koruyuculuğunu pek çok azaltmaz. Ancak bu vaziyet bir ay içerisinde birçok kez gerçekleşirse koruyuculuğu azalacaktır. İkiden çok tablet unutulması halinde ise o zaman ertesi gün iki tane ondan sonraki gün de iki tane alınacaktır. Ancak bu sadece hormonal dengenin korunmasını sağlayacak, koruyuculuğu devam etmeyecektir. Böyle durumlarda da başka yöntemlerle gebelikten korunulması gerekecektir. Doğum Kontrol Hapının Gebeliği Önlemesi Dışındaki Fonksiyonları Nelerdir? Doğum kontrol hapı denilince şüphesiz ilk akla gelen gebelikten korumasıdır. Ancak bazı durumlarda bu haplar doktorunuz tarafından başka amaçlar için de tavsiye edilebilir. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir: • Adet tertipsizliği yaşayan kadınlarda adetleri tertipe sokmak ve 28 günlük periyotlarda kanamanın olmasını sağlamak için kullanılabilir. • Doğum kontrol hapları adet kanamasının miktarını azaltmaktadır. Bu sebeple adet kanaması uzun ve yoğun olan bireylerde buna bağlı olarak görülen kansızlık sorunu varsa, doğum kontrol hapı kullanımı önerilebilir. • Bazı kadınlarda adet sancıları çok yoğun yaşanmaktadır. Bu çeşit durumlarda doğum kontrol hapı sancıları azaltmak için kullanılabilir. • Bazı kadınlarda adet evvelsi mutsuzluk, gerginlik, bulantı gibi problemler gözlemlenebilir. Doğum kontrol hapı kullanarak adet evvelsi dönemlerin daha rahat geçmesi sağlanabilir. • Doğum kontrol hapları yumurtalıkların çok hazırlıksını baskılarlar. Bu sebeple de yumurtalık bütünörü ya da kolay kistlerin görülme olasılığını düşürürler.


Etiketler:Doğum, östrojen, önlemeyi, Kontrol, Hapı, Nasıl, Çalışır? Kadınlar, Çok, şekilde, 1., Yumurtalıklardan, çıkmasını, Hamilelikte, Servikal, Kullanılır? Ülkemizde, Adet, Gününde, Günde, şeklidir., Ancak, 2-3, çok, Kullanırken, Nelere, Dikkat, Edilmelidir? •, Çünkü, Örneğin,, şiddetli, şey, Mevcut, İlk, Özellikle, Hapının, Yan, Etkileri, Nelerdir? •,

'


Etiketler:Doğum, östrojen, önlemeyi, Kontrol, Hapı, Nasıl, Çalışır?Kadınlar, Çok, şekilde, 1., Yumurtalıklardan, çıkmasını, Hamilelikte, Servikal, Kullanılır?Ülkemizde, Adet, Gününde, Günde, şeklidir., Ancak, 2-3, çok, Kullanırken, Nelere, Dikkat, Edilmelidir?•, Çünkü, Örneğin,, şiddetli, şey, Mevcut, İlk, Öz

Sezaryenle doğum yapan Gülçin Yaşar



Şanlıurfa'da sezaryenle doğum yapan Gülçin Yaşar'ın siyam ikizleri dünyaya geldi.

Aynı karaciğeri paylaşan ikizler, ameliyatla birbirinden ayrılacak Şanlıurfa siyam ikizi Sonra Oku Paylaş127 Hamileliğinin 38'inci haftasında doğum sancıları tutan Gülçin Yaşar, eşi Adem Yaşar tarafından akşam üzeri özel bir hastaneye götürüldü. Burada sezaryenle doğum yapan Gülçin Yaşar'ın erkek ikizleri, yapışık halde dünyaya geldi.

Yeni Doğan Ünitesi'nde yoğun bakıma alınan erkek bebeklerin karın ve göğüs bölgelerinden yapışık olduğu ve aynı karaciğeri paylaştıkları belli oldu. Zorlu bir doğum yapan anne Gülçin Yaşar'ın sağlık durumunun iyi olduğu duyuruldu.

Yapışık ikizlerin genel durumunun iyi olduğunu ifade eden Çocuk Cerrahisi Doktor Suat Erkoç, şunları söyledi:

"Yapışık ikizler oldukça nadir gözüken aşağı yukarı 500 bin doğumda bir gözüken anomali hastalardır. Bu bebeklerin her biri 1 kilo 900 gram ağırlığında dünyaya geldi. Bunların tanısı anne karnında konulmuştu. Buradaki yapışık ikizler, aynı karaciğeri paylaşıyorlar. Bununla ilgili olarak tetkiklerimiz sürüyor. Tetkiklerini yapıp MR'larını çektikten sonra, bebekleri ameliyatla birbirlerinden ayırmaya yönelik karar vereceğiz."


Etiketler:Şanlıurfada, Gülçin, Yaşarın, Aynı, Oku Paylaş127 Hamileliğinin, 38inci, Yaşar,, Adem, üzeri, özel, Burada, Yeni, Doğan, Ünitesinde, Zorlu, Çocuk, Cerrahisi, Doktor, Suat, Erkoç,, şunları, 500, 900, Bunların, Buradaki, Bununla, Tetkiklerini, MRlarını, çektikten,

'


Etiketler:Şanlıurfada, Gülçin, Yaşarın, Aynı, OkuPaylaş127Hamileliğinin, 38inci, Yaşar,, Adem, üzeri, özel, Burada, Yeni, Doğan, Ünitesinde, Zorlu, Çocuk, Cerrahisi, Doktor, Suat, Erkoç,, şunları, 500, 900, Bunların, Buradaki, Bununla, Tetkiklerini, MRlarını, çektikten,

25 Haziran 2016 Cumartesi

Sağlıklı anne-çocuk ilişkisi nasıl olmalı?



Sağlıklı bir anne-çocuk münasebetsinin temeli, annenin ruh sağlığı ve çocuğa karşı davranışlarına bağlıdır.

Çocuğun bir yetişkin olduğunda benlik bilhassarini oluşturan ve kendi çocuklarına karşı tutumlarını belirleyen bu özel iletişimi, 8 Mayıs Anneler Günü dolayısıyla Uzm. Dr. Mehmet Yavuz anlatıyor...

Hamilelik sürecinde başlayan anne-bebek münasebetsi, doğumdan sonra fiziksel temas ve beslenme yoluyla daha da gelişerek ömür boyu sürecek bir iletişim durumuna gelir. Anneler Günü’nü kutlayacağımız bu haftada Dr. Mehmet Yavuz, hem anneler hem de anne adayı gençler için bu kutsal bağın ehemmiyetine münasebetn bilgiler verdi. ’’Bir çocuğun ilk seveceği ve iletişim kuracağı kişi annesidir’ diyen Dr. Yavuz, annenin çocuğunu beslemesinin, ilgilenmesinin ve onu hayata hazırlamasının çocukta sevgi ve güven duygusunu oluşturduğunu açıklıyor.



Çocuğun yetişkin olduğunda bu iki temel duygu aracılığıyla münasebetlerine yön vereceğini söyleyen Yavuz, yaşamı yorumlarken ilk olarak annenin numune alındığını vurguluyor.



Sağlıklı İlişki Özgüveni Artırıyor Anne-çocuk münasebetsinde fiziksel temasın ehemmiyetine dikkat çeken Dr. Yavuz, ‘’Annenin kokusu, gövde ısısı, sesi ve bakışları çocukla aralarındaki bağı güçlendirir. Bu duygulardan yoksun büyüyen çocuk, bir yetişkin olduğunda muhtelif ruhsal sorunlarla karşılaşabilir.



Özellikle 0–3 yaş arası anne-bebek münasebetsi, çocuğun ruhsal yaşamının ve özgüven duygusunun temelini oluşturur’’ şeklinde ifade etti. Çocuğun anadilini keşfetmesi, yaşadığı dünyayı anlamlandırması ve davranışlarını kontrol etmesinin anneyi ‘’taklit’’ yöntemiyle geliştiğini ifade eden Dr. Yavuz, soyut ve somut kavramların yine anneden öğrenildiğinin altını çiziyor. ‘’Her çocuk biyolojik ve genetik yapısı, aklı, duygusal ve sosyal gelişimi açısından başkalarından, hatta öz kardeşlerinden bile farklıdır. Bu sebeble çocuk yetiştirmenin en ehemmiyetli noktası, her çocuğa farklı tutumlarla yaklaşabilmek ve içinde bulunulan şartlara göre hareket etmektir’’ diyen Dr. Yavuz, bilhassa ilk 18 ay içindeki eğitim biçimi, çocuğu yetiştirme şekli ve onunla kurulan duygusal etkileşimin çocukta güven veya güvensizlik duygularını oluşturduğunu duyuruldu.



Anne-Çocuk İlişkisinde Bunlara Dikkat!



Bebeklik zamanında anneye bağımlı olan çocuk, 4–5 yaşlarından itibaren ‘’birey’’ olmayı keşfeder ve bu dönemde annenin davranışlarının da değişmesi kaçınılmazdır. Bu sancılı dönemde münasebetnin sağlıklı devam etmesini sağlamak için anaların yapması gerekenleri Dr. Yavuz şöyle sıralıyor; Dinleyin ve cevapsız bırakmayın: Dünyaya gözünü açar açmaz size güvenen çocuğunuzun ifade ettiklarını sabırla dinleyin ve sorularını kesinlikle cevapsız bırakmayın. Saygı sınırını netleştirin: Evladınızun odasına girerken kapıyı çalmanız, onun da aynı şekilde davranması konusunda size söz hakkı sağlar. Böyle küçük detaylara dikkat ederek çocuğunuzun özel hayata saygı kavramını geliştirebilirsiniz. Yumuşak ama kararlı bir anne olun: Evladınız ‘’hayır’’ dediğinizde sinir krizleri geçiriyorsa sakin, yumuşak ama kararlı bir biçimde ona açıklama yapın.



Baba ile iletişimine dikkat! :



Evet, onu 9 ay karnınızda siz taşıdınız ve doğumundan itibaren onunla siz ilgilendiniz. Ama çocuğunuzun gelişiminde ‘’baba’’ kavramının fazla ehemmiyetli bir nokta olduğunu ve baba-çocuk münasebetsine zaman ve zemin yaratmanın da yine sizin vazifesiniz olduğunu unutmayın. Mutsuz Evlilik Anne-Çocuk İlişkisini Zedeliyor Dr. Yavuz’a göre anne-çocuk münasebetsine zarar verebilecek en ehemmiyetli durum, çocuğun mutsuz bir evlilik içinde, plansız gebelik sonucu dünyaya gelmiş olması. Bu durumda savunmasız bir yöntem ile hayata gözlerini açan bebek, bir süre sonra annesi tarafından kabul edilse dahi babanın tutumları hem anneyi hem de bebeği olumsuz etkiler. ‘’Özellikle ülkemizde çocuğun cinsiyeti ve mikarı, ailede kabul görüp görmeyeceğini belirleyen temel sebeblerden biri’’ diyen Dr. Yavuz, benzer durumlarla karşılaşan anaların en kısa zamanda bir uzmandan yardım almaları gerektiğini kaydederek sözlerini tamamladı




Etiketler:Sağlıklı, çocuğa, Çocuğun, çocuklarına, özel, Mayıs, Anneler, Günü, Uzm., Dr., Mehmet, Yavuz, ömür, Günü’nü, ’’Bir, çocuğun, çocuğunu, çocukta, Sağlıklı, İlişki, Özgüveni, Artırıyor Anne-çocuk, çeken, ‘’Annenin, ısısı,, Özellikle, 0–3, özgüven, şeklinde, Çocuğun, ‘’taklit’’, öğrenildiğinin, çiziyor., ‘’Her, şartlara,





Etiketler:Sağlıklı, çocuğa, Çocuğun, çocuklarına, özel, Mayıs, Anneler, Günü, Uzm., Dr., Mehmet, Yavuz, ömür, Günü’nü, ’’Bir, çocuğun, çocuğunu, çocukta, Sağlıklı, İlişki, Özgüveni, ArtırıyorAnne-çocuk, çeken, ‘’Annenin, ısısı,, Özellikle, 0–3, özgüven, şeklinde, Çocuğun, ‘’taklit’’, öğrenildiğinin, çiziyor.,

Sezaryenle doğum yapan Gülçin Yaşar



Şanlıurfa'da sezaryenle doğum yapan Gülçin Yaşar'ın siyam ikizleri dünyaya geldi.

Aynı karaciğeri paylaşan ikizler, ameliyatla birbirinden ayrılacak Şanlıurfa siyam ikizi Sonra Oku Paylaş127 Hamileliğinin 38'inci haftasında doğum sancıları tutan Gülçin Yaşar, eşi Adem Yaşar tarafından akşam üzeri özel bir hastaneye götürüldü. Burada sezaryenle doğum yapan Gülçin Yaşar'ın erkek ikizleri, yapışık halde dünyaya geldi.

Yeni Doğan Ünitesi'nde yoğun bakıma alınan erkek bebeklerin karın ve göğüs bölgelerinden yapışık olduğu ve aynı karaciğeri paylaştıkları belli oldu. Zorlu bir doğum yapan anne Gülçin Yaşar'ın sağlık durumunun iyi olduğu duyuruldu.

Yapışık ikizlerin genel durumunun iyi olduğunu ifade eden Çocuk Cerrahisi Doktor Suat Erkoç, şunları söyledi:

"Yapışık ikizler oldukça nadir gözüken aşağı yukarı 500 bin doğumda bir gözüken anomali hastalardır. Bu bebeklerin her biri 1 kilo 900 gram ağırlığında dünyaya geldi. Bunların tanısı anne karnında konulmuştu. Buradaki yapışık ikizler, aynı karaciğeri paylaşıyorlar. Bununla ilgili olarak tetkiklerimiz sürüyor. Tetkiklerini yapıp MR'larını çektikten sonra, bebekleri ameliyatla birbirlerinden ayırmaya yönelik karar vereceğiz."


Etiketler:Şanlıurfada, Gülçin, Yaşarın, Aynı, Oku Paylaş127 Hamileliğinin, 38inci, Yaşar,, Adem, üzeri, özel, Burada, Yeni, Doğan, Ünitesinde, Zorlu, Çocuk, Cerrahisi, Doktor, Suat, Erkoç,, şunları, 500, 900, Bunların, Buradaki, Bununla, Tetkiklerini, MRlarını, çektikten,




Etiketler:Şanlıurfada, Gülçin, Yaşarın, Aynı, OkuPaylaş127Hamileliğinin, 38inci, Yaşar,, Adem, üzeri, özel, Burada, Yeni, Doğan, Ünitesinde, Zorlu, Çocuk, Cerrahisi, Doktor, Suat, Erkoç,, şunları, 500, 900, Bunların, Buradaki, Bununla, Tetkiklerini, MRlarını, çektikten,

17 Haziran 2016 Cuma

Karne dönemlerin de çocuk



Okullar yaz tatiline girerken Uygar Anaokulları Psikoloğu Bahar Güneş’ten velilere ehemmiyetli uyarılar geldi.

Anne ve babaların çocukların başarısını sadece karnedeki notları üstünden değerlendirmemesi gerektiğini dikkati çeken Psikolog Bahar Güneş, “Çocuk yetiştirme, ömür boyu süren bir süreçtir.




Karne dönemlerinin, çocuk yetiştirmede kritik aşamalar olduğu unutulmamalıdır” dedi.
Çocuğun kötü bir karne getirmesi durumunda anne-babanın çocuğu suçlamak yerine sağduyulu davranarak başarısızlıkta kendi paylarını da araması gerektiğini anımsatan Uygar Anaokulları Psikoloğu Bahar Güneş, “Çocuklar elbette karne değerlendirmesinin içine katılmalı. Karnelerinde zayıf olan dersler hakkında konuşulmalı, sebebleri üzerinde beraber tartışılmalı. Onlara hataları ve yapabilecekleri gösterilmeli. Asla ceza ve kıyaslama gibi olumsuz davranışlara girilmemeli” diye sözlerine ekledi.





“SORUMLULUK BİLİNCİ AŞILANMALI”

Çocuklara ödül-ceza sistemiyle yaklaşmanın büyük yanlış olduğunun altını çizen Güneş “Çocuklara elbette mesuliyet duyarlılığı aşılanmalı. Anne-babalar çocuklarına verilen ödevler sanki kendilerine verilmiş gibi davranıyor. Ödev çocuğa verilir ve çocuğun yapması gerekir. Bu sayede mesuliyet bilincini öğrenir. Aile ise çocuğun tıkandığı yerde en çok yardımcı olur” değerlendirmesinde bulundu.





“ASLA BASKI YAPMAYIN”

Ne tatil dönemlerinde ne de okul döneminde çocuklara daimi ders hazırlıksı ykarşı tarafında baskı yapılmasının yanlış bir tutum olduğunu dikkati çeken Bahar Güneş şunları söyledi: “Kötü karne getiren çocuğu suçlamak ve aşağılamak, geleceğe dönük motivasyonunu da yok ederek gelecek yıllarda çocuğun öğrenmesine ket vurabilir. Anne – babanın iyi birer dinleyici olması ve çocuğun yaşadığı problemleri samimiyetle paylaşması, veli ile çocuk arasında kurulacak en sağlıklı köprüdür.”





BÜYÜK BEKLENTİLERE GİRMEYİN

Çocukların aile ile kaliteli vakit geçirmeye ihtiyacı yer aldığını ve aileyle geçirilen vaktin çocuklar için dağları yerinden oynatacağını anlatan Psikolog Bahar Güneş sözlerini şöyle devam ettirdi: “Aileler, maalesef çocuklarıyla ilgili beklentilerini ayarlayamıyorlar. Büyük beklentilere giriyorlar. Kendi yapamadıklarını çocuklarının yapmasını istiyorlar. Bu da çocuklar üstünde büyük baskı oluşturuyor.”


Etiketler:Okullar, Uygar, Anaokulları, Psikoloğu, Bahar, Güneş’ten, Anne, çocukların, üstünden, çeken, Psikolog, Güneş,, “Çocuk, ömür, Karne, çocuğu, “Çocuklar, Karnelerinde, üzerinde, Onlara, Asla, BİLİNCİ, AŞILANMALI”

Çocuklara, ödül-ceza, çizen, “Çocuklara, Anne-babalar, çocuklarına, ödevler, Ödev, çocuğa, çocuğun, öğrenir., Aile, çok, BASKI, YAPMAYIN”

Ne,

Görsel – Mekansal Zeka Nedir ?



Görsel–Mekansal Zeka, resimler ile, şekiller ile düşünebilme, görsel dünyayı algılayabilme, görsel , şekil, renk ve dokuları zihnin gözleriyle görebilme ve bunları sanatsal formlara dönüştürebilme yeteneğidir.

Psiko-motor becerilerin de gelişmesiyle başlar, el-vücut-beyin koordinasyonunun gelişimi küçük kas gelişiminin mükemmel hazırlıklarıyla geliştirilebilir.



Görsel ve Mekansal Zekaya Sahip İnsanların Özellikleri :

- Görerek ve gözleyerek öğrenir.
- Kolaylıkla yön bulma marifetine sahiptir.
- Grafik, diyagram, harita, şekil ve modelleri yorumlayabilir.
- Dinlediklerinden zihinsel objeler hayaller, resimler üretir. Öğrendiği bilgileri anımsamada bu zihinsel resimleri kullanır.
- Çizmek, resim yapmak, boyamak ve modeller oluşturmaktan zevk alır.
- Üç yönlü ürünler hazırlamaktan hoşlanır.
- Origami ve maketler hazırlar. Bir objenin farklı açılardan perspektifini anlayabilir, onu zihninde canlandırabilir.
- Öğrendiği bilgileri somut ve görsel sunuşlara dönüştürür.


Etiketler:Görsel–Mekansal, Zeka,, şekiller, şekil,, Psiko-motor, Zekaya, Sahip, İnsanların, Özellikleri,

-, Görerek, öğrenir.
-, Kolaylıkla, Grafik,, Dinlediklerinden, üretir., Öğrendiği, Çizmek,, Üç, ürünler, Origami, Bir,

Hayatımızda televizyonun ağırlığını azaltalım



Televizyon bağımlılığı sadece çocukların değil yetişkinlerin de en ehemmiyetli sorunlarından bir tanesi, ancak bu durumun bir sorun oluşturduğunun farkında olan insan mikarı çok çok değil.

Televizyon bağımlılığı tıpkı öbür bağımlılıklar gibi ehemmiyetli bir sorundur.

Bu yüzden çocukların televizyon önünde geçirdikleri tepkisiz zamanın azaltılması, bunun yerine hayata aktif olarak katılabilecekleri ortamlar sağlamak çocuğumuzun gelişimi açısından son derece ehemmiyetlidir.


Televizyon bağımlılığı, insanların kendilerini mest ve rahat hissettiği bir vaziyet olması nedeniyle insanın hayatında ehemmiyetli bir yer tutmaktadır. Bağımlılığa sebep olan ehemmiyetli etkenlerden birisi de boş vakitlerin etkili ve verimli bir yöntem ile doldurulamamasıdır. Çocuklarımızın televizyon önünden geçirdikleri zamanın uyku hariç olmak üzere öbür her şeyden daha çok olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca ki bu vaziyet yetişkinler açısından da hiç de iç açıcı bir düzeyde değildir.

Hayatımızda televizyonun ağırlığını azaltalım, çocuğumuzun daha etkili bir insan olmasının yolunu açalım.

Zaman zaman bizimle telefon ya da E-Posta yoluyla iletişim kuran kişiler, konutunda amatörce karagöz oynatmak dilediklerini, belki bu yolla çocuklarını televizyondan uzaklaştırabileceklerini düşündüklerini bize defalarca söylemişler ve bu düşüncelerini hayata geçirdikten sonra da sonucu bizimle paylaşan insanlar, çocuklarının ve tabii ki bütün aile kişilerinin televizyon önünde geçirdikleri zamanın çok azaldığını ifade etmişlerdir.

Hatta bir defasında yaşlıca bir bey torununun konuşma zamanı geldiği halde konuşmaya başlamadığını, evde kolay amatör bir karagöz sahnesi kurduğunu, torununun Karagöz Hacıvat’ı eline alarak ifade ettirmaya çalıştığını, böylece konuşmaya başladığını söylemiştir.


Geniş cemiyet kitleleri tarafından pek bilinmese de gölge oyunumuz karagöz aynı zamanda çok ehemmiyetli bir eğitim aracıdır, çocuklarımız karagöz perdesinin ardına geçip iki kahramanı seslendirme oynatma hazırlıkları esnasında sosyal iletişimleri ve hayal kurma becerileri gelişir, kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri bir ortamda olduklarından özgüvenleri gelişir.

Toplumumuz da çocuk eğitimi


Etiketler:Televizyon, çocukların, çok, Televizyon, öbür,

Bu, önünde, çocuğumuzun, Bağımlılığa, Çocuklarımızın, önünden, üzere, şeyden, Ayrıca, E-Posta, çocuklarını, çocuklarının,

Hatta, Karagöz, Hacıvat’ı, çalıştığını,, çocuklarımız, özgüvenleri,

Toplumumuz da çocuk eğitimi



Toplumumuzda çocuk eğitimi ve gelişmesi konusunda düzenlenen en ehemmiyetli yanlışlardan biri de aşırı koruyucu ana baba tutumudur.

Sayın Prof Üstün Dökmen hocamız bu konuya bakın nasıl dikkat çekiyor.

Siz hiç yürümeye yeni başlamış çocukların, bir basamağa ya da bir koltuğa nasıl tırmandıklarını gözlediniz mi? Uğraşa debelene bir kaç dakikalık bir gayret sonucu, yerden 15-20 cm yukarıya çıkarlar. Çıkar çıkmaz da söyle bir dikilip, muzaffer bir komutan edasıyla etraflarına bakarlar.

Büyük iş başarmışlardır çünkü. Simdi size sormak istiyorum: On dört aylık bir çocuğun, kan ter içinde bir koltuğa tırmanmaya çalıştığını görürseniz, ne yaparsınız?

Büyük bir ihtimalle, çocuğu sevgiyle kaldırıp koltuğun üzerine koyarsınız. (Böyle davranan çok konu komşu gördüm; ben de böyle yaparım, en azından içimden kaldırıp koymak gelir.) Az miktardaki yurtdaşımızın ve daha büyük oranda batılının ise bir yerlere tırmanmaya çalışan çocuklarına karışmadıklarını ve karışılmasından hoşlanmadıklarını gözledim. Bu gruptaki kişiler, tırmanan çocuklarına çevreden birisi yardım etmek dilediğinde rahatsız oluyorlardı.


Çoklu zekâ kuramı

1983 senesinde Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, muhtelif ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir.
Gardner bilişsel yeteneklerin geniş bir yelpazeden oluştuğunu ve aralarında sadece çok zayıf bir korelasyonun yer aldığını savunmaktadır. Mesela, kuram çarpma işlemini kolayca öğrenen bir çocuğun, bu görevde sıkıntı yaşayan bir çocuğa göre daha zeki olduğunu söylemez. Basit çarpma işlemlerinde uzmanlaşmak için zaman harcayan bir çocuk 1) çarpma işlemini farklı bir yolla öğrenebilir, 2) donukematik dışındaki bir alanda üstün olabilir, 3) hatta çarpım sürecini derin bir seviyede anlıyor veya tamamen farklı bir süreç olarak görüyor olabilir. Temelde derin bir anlayış içermesi de yavaşlığa ve çarpım tablosunu hızlı anımsayan çocuğa bakıldığında potensiyel donukematiksel zekâsının gizlenmesine neden olabilir.
"Dokunmayın kendisi çıkacak, kendisi çıkmalı" mesajını veriyorlardı. (Bati ülkelerinde yasayan herkes yukarıda duyurulduği şekilde davranmıyor olabilir. Ülkemizdeki herkes de bu konuda çocuklara yardım etmiyor olabilir; "çocuk dediğin düşe kalka büyür" sözü uyarınca bazılarımız, koltuğa tırmanan çocuklara aldırmıyor olabilirler. Fakat şöyle bir düşündüğümüzde, basamağa veya koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa yardım davranışı kafanızdaki "biz" imajına müsait düşüyor mu düşmüyor mu? Her halde düşüyor.)

Çocukların merdiven çıkmasına şuurlu olarak karışmayanlar tahminen "çocuğun egosu güçlensin" diye, "kendine güvensin" diye, seyirci kalmayı tercih ediyorlar. Yardim eden bizler ise, kendimizi mesul hissediyoruz; kafalarımızdaki "ana-baba" tanımı çocuklara kol kanat germemiz gerektiğini söylüyor. Bugün, "tek başına beceremez" diye basamağı tırmanmasına yardim ediyoruz; yarin okul ödevlerine yardim ediyoruz; pek çok şeyi kendi başına yapabilecek yasa geldiği halde, yemek yemesine ve hela temizliğine yardim ediyoruz, lisede ÖSYS’ye başvurduğunda tercihlerini yaparken yardim ediyoruz, üniversiteyi bitirince iş bulmasına yardim ediyoruz. Çocuğun merdiven çıkmasına, "kendine olan güveni artsın" diye seyirci kalanlar, çocuklarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Çocuğa yardim eden bizler ise çocuğu güçlendirmekten ziyade, çocuk ile aramızdaki bağı güçlendirmiş oluyoruz. Kim doğru yapıyor? Her iki taraf da. Çünkü her iki taraf da, insan münasebetlerinde sahip olduğu üslubu sergiliyor. Gerek bizlerin, gerekse batılıların tavrında, doğrular ve yanlışlar bulunabilir. Örneğin bizler koruyucu ana-babalar olarak, bağımlı, hayat boyunca birilerinin desteğine gereksinim duyacak bir insan yetiştiriyor olabiliriz. Çocuğuna daimi olarak bir yetişkine davranıyormuş gibi davranan batılı ise, belki kendine güvenen ve kişiselleşmiş bir insan yetiştiriyor; ancak bu insan, yasamı boyunca ana baba çocuk münasebetsindeki sıcaklığı arayabilir, ayrıca fazlaca kişiselleşmenin bedelini, toplumda yalnızlık çekerek ödeyebilir.
Çocuk eğitimi
O halde ne yapmalıyız? Yukarıda iki kutup durumunda sergilenen ana baba tutumlarının her ikisinden vazgeçmekte, daha üst düzeyde bir etkileşime yönelmekte fayda vardır. Başka bir söyleyişle, batıdaki ana baba tavrını kopya etmeyelim; ama çocuklara aşırı karışma şeklindeki tavrımızı da devam ettirmeyelim; yalnızca eksiğimizi belirleyip kendi tavrımızı geliştirelim. Belli bir olayda, çocuğumuzu hem koruyup gözetebiliriz, hem "adam" yerine koyup kişiselleşmesine izin verebiliriz, hem de onu bir çocuk olarak görüp bağrımıza basabiliriz. Örnek: Çocuğumuz yaşamında ilk kez bir basamağa çıkmaya mi çalışıyor; düşecek gibi olursa tutabileceğimiz bir mesafeden izleyelim (koruyucu ana baba olmuş oluruz). Fakat çıkmasına karışmayalım (çocuğu "adam" yerine koymuş, ona güvenmiş ve kendi başına övünebileceği bir iş yapmasına izin vermiş oluyoruz). Basamağı çıkıp da sevinince çocuksu bir sevinçle katılalım, "aferin sana" diyelim, öpelim onu (çocuğa lüzumlu olan ana baba sıcaklığını vermiş oluruz).

Yukarıda önerdiğim davranış şeklinde, çocuğu korumak ve öpmek, ülkemiz insani için yeni bir davranış değildir. Bizler için yeni olan, çocuğa güvenip, onun kişiselleşmesine izin vermektir.

İletişim Çatışmaları ve Empati - Üstün DÖKMEN

Sayın Üstün Dökmen hocamızın bu enfes kitabını okuyarak çocuk eğitimi konusunda kendinizi geliştirebilirsiniz.

Çocuk eğitimi hakkında kitaplar:

Çocuk Eğitim Seti
Kariyer Yayınları

Bağırıp Çağırmadan Çocuk Eğitimi
Yakamoz Yayınevi
Ekrem Acar

Çocuklarda Sanat Eğitimi
Epsilon Yayınları
Susan Striker

Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü
Yakamoz Yayınevi
Şaban Karaköse, Rukiye Karaköse

Etkili Ana Baba Eğitimi Aile İletişim Dili
Sistem Yayıncılık
Thomas Gordon

Etkili Ana Baba Eğitiminde Uygulamalar
Sistem Yayıncılık
Thomas Gordon

Küçük Ağacın Eğitimi
Say Yayınları
Forrest Carter

Çocuk Eğitimi Rehberi
Huzur yayınları tarafından yayınlanan bu kitap çocuğun bebeklik zamanından on iki yaşına kadar geçireceği evrelere ait bilimsel bilgileri içermektedir. Çocuğun ruhsal gelişimindeki üç dönemi: 0-2 yaş dönemi, 2-6 yaş dönemi, 6-12 yaş dönemli olduğuna ait rehberlik bilgileri bulunmaktadır. İkiz, sakat ve problemli çocuklar için yapılması gerekenler, oyuncak , kardeşlerle münasebetler ve ergenlik çağına kadar lüzumlu tüm bilgiler bu kitapta bulunmaktadır


Etiketler:Toplumumuzda, çocuk, Sayın, Prof, Üstün, Dökmen, çekiyor.

Siz, çocukların,, Uğraşa, 15-20, çıkarlar., Çıkar, çıkmaz,

Büyük, çünkü., Simdi, çocuğun,, çalıştığını, üzerine, Böyle, çok, çalışan, çocuklarına, çevreden,

Çoklu, 1983, Howard, Gardner, özel, öneren, Mesela,, çarpma, öğrenen, çocuğa, Basit, öğrenebilir,, üstün, çarpım, Temelde,

16 Haziran 2016 Perşembe

Çocukluk zamanında diş çürümesi


Prenatal ve çocukluk zamanında alınan bazı gıdaların diş çürümesine karşı direnci artırtığını beliren Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Dr Çağdaş Kışlaoğlu, çocukların diş sağlığı ykarşı tarafından ehemmiyetli olan yiyecekleri sıraladı.




Kereviz:
Kereviz dişleri iki yolla korur. Kereviz ekstra çiğnemeyi gerektiren bir yiyecektir. Bu ekstradan tükürük salgılamayı sağlar, bu da çürüklere neden olan bakterileri etkisiz kılar. Buna ilaveten lifli ya da sert yapıdaki doğal yiyecekler dişetlerine masaj yapar ve diş aralarını temizler.

Peynir:
Peynir dişler için birden fazla yarar sağlar. İlk olarak ağzın PH dengesini ayarlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda çürüklere karşı koruyup, yeni çürükler oluşmasını maniler. Özellikle şekerli gıdalar alındıktan sonra yenilecek bir parça peynir, şekerin dişleri çürütme etkisini giderme ykarşı tarafından son derece ehemmiyetli.

Yeşil çay:
Yeşil çayda ki katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı olurken aynı zamanda kansere karşıda etkili olur. Dolayısıyla ağız kanserlerine karşıda etkili bir maddedir. Bu madde aynı zamanda kötü ağız kokusuna neden olan bakterileri de ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı olur.

Kivi:
Vitamin C eksikliği dişetlerini duygululaştırabilir, bakterilere karşı daha dirençsizleştirebilir. Bu durumda da periodontal rahatsızlığa yakalanabilirsiniz. Bu durumla karşılamamak için yeterince C vitamini almalısınız ve bunun için kiviyi seçebilirsiniz, çünkü kivi öbür meyvelere göre daha çok vitamin C içerir.

Yoğurt:
Kalsiyum ykarşı tarafından zengin olan yoğurdun dişlere olan yararları saymakla bitmez. Kalsiyum periodontal rahatsızlığı olan bireylerdeki diş kökleri apselı cep mikarını azaltır. Kalsiyum, periodontal rahatsızlık dolayısıyla oluşmuş sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede yardımcı olur. Kalsiyum, diş kayıplarını önlemeye yardım eder. Eğer sizde diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan yiyecekleri tercih edin.

Maydanoz:
Ağız kokusuna neden olan yiyecekleri tükettikten sonra biraz maydanoz çiğnemek hoş bir ağız kokusuna sahip olmanıza yardımcı olacaktır. Bu sayede ise kötü ağız kokusu maydanoz sayesinde hoş bir kokuya dönüşür.

Çilek:
Çilek dişlere ve dişetlerine iyi gelir. Aynı zamanda diş taşlarından doğal yöntemle kurtulmanın formülünü taşımaktadır. İçinde olan muhtelif asitler diş diplerinde biriken taşları eritir. Diş taşlarının oluşumunu maniler.

Kuru yemişler:

Kuru yemişler ve çekirdekler dişi kaplayarak bakterilere karşı koruyucu bir tabaka oluşturan doğal yağlar içerirler. Bu yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı daha dayanıklı olmasını sağlar ve çekirdekleri de kalsiyum içerir.

Elma:
Elma, kabukla yenilmesi bir yandan dişlerin kuvvetlenmesini sağlarken, öbür yandan da içerisindeki maddelerle dişleri temizler. Elma, havuç gibi meyveleri ısırarak yenilmesi tavsiye edilir.

Kuru üzüm:
Şekerli bir besin mağlup oldukten sonra bakteriler diş minesini yıpratan asitler salgılar ve zamanla dişlerin çürümesine yol açar. Kuru üzüm de tatlı ve yapışkandır. Diğer tatlı gıdalardan farklı olarak ağız içindeki bakterilerin gelişimini maniler. Bu sebeble tatlı ihtiyacında güvenle tercih edilebilir.

Somon balığı:
Somon balığı ve uskumru gibi yağlı balıklarda diş ve diş etini korumayı sağlayan ve kalsiyum ykarşı tarafından zengin bir besinlerdir. Somon balığında ki D vitamini ağız sağlığı için fazla ehemmiyetlidir. Özellikle çocuklarda diş gelişimine yardımcı olan besinlerin önde yer alır.

Portakal (C Vitamini):
Portakal ve benzeri meyveler bağ dokusunu kuvvetlendirerek diş ve diş etlerinin sağlıklı kalmasında büyük rol oynamaktadır. Turunçgiller, diş ve diş eti apselarını da büyük ölçüde önleyecektir. Portakalda yüksek oranda bulundan florun maddesi, dişin sert katmanındaki yapı gelişir ve dişleri oldukça besler.”

Etiketler:Prenatal, çocukluk, çürümesine, Diş, Hekimi, Protez, Uzmanı, Çağdaş, Kışlaoğlu,, çocukların, Kereviz, çiğnemeyi, çürüklere, Buna, Peynir, İlk, Aynı, Özellikle, şekerli, şekerin, çürütme, çay, Yeşil, çayda, Dolayısıyla, Vitamin, çünkü, öbür, çok, Kalsiyum, önlemeye, Eğer, Ağız, çiğnemek, Çilek, İçinde, Kuru, çekirdekler, çürümelere, çekirdekleri, Elma,,

Hamile göbeği fotoğraflarını sosyal medyada paylaşan kadınlar dikkat!



Hamilelerin büyüyen karınlarını bol kıyafetlerle gizlediği günler fazla geride kaldı.

ABD’li aktris Demi Moore’un 1991 senesinde sekiz aylık hamileyken Vanity Fair’in kapağına çıkması kapıyı araladı ve kadınlar, karınlarında bebekle verdikleri pozları Facebook, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya sitelerinde paylaşmaya başladı.
Ancak hamilelik günlerini ifade ettiğı bir blog tutan Meg Ireland’ın başına gelenleri öğrendikten sonra, muhakkak bu paylaşımlar konusunda daha temkinli olacaksınız…
Avustralya’nın Sydney şehrinde yaşayan 25 yaşındaki annenin verdiği pozlar, bir porno sitesi tarafından kullanıldı.
Facebook’tan yaptığı paylaşımla anneleri uyaran kadın şunları söyledi: “Hamile göbeğim hiç hoş olmayan bir şekilde viral oldu. Yaklaşık 15 öbür fotoğrafımla birlikte, fetiş bir porno sitesine yüklendi.”
Ireland, paylaşımında, “Lütfen, sizi kimin takip ettiğine ve eklediğine dikkat edin. Eğer şüpheleniyorsanız, onları manileyin” ifadesini kullandı.
Mail Online Australia’ya konuşan Ireland, “Tüm korkunç içeriğin içinden geçip fotoğrafları bulduktan sonra web sitesine mail attım… Dava tehdidimin arından fotoğrafları kaldırdılar. Ben sadece farkındalığı yaymak ve hamileleri hedef alan bu insanların farkına varmalarını sağlamak istiyorum” dedi.


Etiketler:Hamilelerin, ABD’li, Demi, Moore’un, 1991, Vanity, Fair’in, çıkması, Facebook,, Instagram, Twitter, Meg, Ireland’ın, öğrendikten, Sydney, şehrinde, şunları, “Hamile, şekilde, Yaklaşık, öbür, “Lütfen,, Eğer, şüpheleniyorsanız,, Online, Australia’ya, Ireland,, “Tüm, Dava, Ben,