Toplumumuzda çocuk eğitimi ve gelişmesi konusunda düzenlenen en ehemmiyetli yanlışlardan biri de aşırı koruyucu ana baba tutumudur.
Sayın Prof Üstün Dökmen hocamız bu konuya bakın nasıl dikkat çekiyor.
Siz hiç yürümeye yeni başlamış çocukların, bir basamağa ya da bir koltuğa nasıl tırmandıklarını gözlediniz mi? Uğraşa debelene bir kaç dakikalık bir gayret sonucu, yerden 15-20 cm yukarıya çıkarlar. Çıkar çıkmaz da söyle bir dikilip, muzaffer bir komutan edasıyla etraflarına bakarlar.
Büyük iş başarmışlardır çünkü. Simdi size sormak istiyorum: On dört aylık bir çocuğun, kan ter içinde bir koltuğa tırmanmaya çalıştığını görürseniz, ne yaparsınız?
Büyük bir ihtimalle, çocuğu sevgiyle kaldırıp koltuğun üzerine koyarsınız. (Böyle davranan çok konu komşu gördüm; ben de böyle yaparım, en azından içimden kaldırıp koymak gelir.) Az miktardaki yurtdaşımızın ve daha büyük oranda batılının ise bir yerlere tırmanmaya çalışan çocuklarına karışmadıklarını ve karışılmasından hoşlanmadıklarını gözledim. Bu gruptaki kişiler, tırmanan çocuklarına çevreden birisi yardım etmek dilediğinde rahatsız oluyorlardı.
Çoklu zekâ kuramı
1983 senesinde Howard Gardner tarafından zekâyı tek ve baskın bir yetenek olarak görmekten ziyade, muhtelif ve özel boyutlardan oluştuğunu öneren bir modeldir.
Gardner bilişsel yeteneklerin geniş bir yelpazeden oluştuğunu ve aralarında sadece çok zayıf bir korelasyonun yer aldığını savunmaktadır. Mesela, kuram çarpma işlemini kolayca öğrenen bir çocuğun, bu görevde sıkıntı yaşayan bir çocuğa göre daha zeki olduğunu söylemez. Basit çarpma işlemlerinde uzmanlaşmak için zaman harcayan bir çocuk 1) çarpma işlemini farklı bir yolla öğrenebilir, 2) donukematik dışındaki bir alanda üstün olabilir, 3) hatta çarpım sürecini derin bir seviyede anlıyor veya tamamen farklı bir süreç olarak görüyor olabilir. Temelde derin bir anlayış içermesi de yavaşlığa ve çarpım tablosunu hızlı anımsayan çocuğa bakıldığında potensiyel donukematiksel zekâsının gizlenmesine neden olabilir.
"Dokunmayın kendisi çıkacak, kendisi çıkmalı" mesajını veriyorlardı. (Bati ülkelerinde yasayan herkes yukarıda duyurulduği şekilde davranmıyor olabilir. Ülkemizdeki herkes de bu konuda çocuklara yardım etmiyor olabilir; "çocuk dediğin düşe kalka büyür" sözü uyarınca bazılarımız, koltuğa tırmanan çocuklara aldırmıyor olabilirler. Fakat şöyle bir düşündüğümüzde, basamağa veya koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa yardım davranışı kafanızdaki "biz" imajına müsait düşüyor mu düşmüyor mu? Her halde düşüyor.)
Çocukların merdiven çıkmasına şuurlu olarak karışmayanlar tahminen "çocuğun egosu güçlensin" diye, "kendine güvensin" diye, seyirci kalmayı tercih ediyorlar. Yardim eden bizler ise, kendimizi mesul hissediyoruz; kafalarımızdaki "ana-baba" tanımı çocuklara kol kanat germemiz gerektiğini söylüyor. Bugün, "tek başına beceremez" diye basamağı tırmanmasına yardim ediyoruz; yarin okul ödevlerine yardim ediyoruz; pek çok şeyi kendi başına yapabilecek yasa geldiği halde, yemek yemesine ve hela temizliğine yardim ediyoruz, lisede ÖSYS’ye başvurduğunda tercihlerini yaparken yardim ediyoruz, üniversiteyi bitirince iş bulmasına yardim ediyoruz. Çocuğun merdiven çıkmasına, "kendine olan güveni artsın" diye seyirci kalanlar, çocuklarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Çocuğa yardim eden bizler ise çocuğu güçlendirmekten ziyade, çocuk ile aramızdaki bağı güçlendirmiş oluyoruz. Kim doğru yapıyor? Her iki taraf da. Çünkü her iki taraf da, insan münasebetlerinde sahip olduğu üslubu sergiliyor. Gerek bizlerin, gerekse batılıların tavrında, doğrular ve yanlışlar bulunabilir. Örneğin bizler koruyucu ana-babalar olarak, bağımlı, hayat boyunca birilerinin desteğine gereksinim duyacak bir insan yetiştiriyor olabiliriz. Çocuğuna daimi olarak bir yetişkine davranıyormuş gibi davranan batılı ise, belki kendine güvenen ve kişiselleşmiş bir insan yetiştiriyor; ancak bu insan, yasamı boyunca ana baba çocuk münasebetsindeki sıcaklığı arayabilir, ayrıca fazlaca kişiselleşmenin bedelini, toplumda yalnızlık çekerek ödeyebilir.
Çocuk eğitimi
O halde ne yapmalıyız? Yukarıda iki kutup durumunda sergilenen ana baba tutumlarının her ikisinden vazgeçmekte, daha üst düzeyde bir etkileşime yönelmekte fayda vardır. Başka bir söyleyişle, batıdaki ana baba tavrını kopya etmeyelim; ama çocuklara aşırı karışma şeklindeki tavrımızı da devam ettirmeyelim; yalnızca eksiğimizi belirleyip kendi tavrımızı geliştirelim. Belli bir olayda, çocuğumuzu hem koruyup gözetebiliriz, hem "adam" yerine koyup kişiselleşmesine izin verebiliriz, hem de onu bir çocuk olarak görüp bağrımıza basabiliriz. Örnek: Çocuğumuz yaşamında ilk kez bir basamağa çıkmaya mi çalışıyor; düşecek gibi olursa tutabileceğimiz bir mesafeden izleyelim (koruyucu ana baba olmuş oluruz). Fakat çıkmasına karışmayalım (çocuğu "adam" yerine koymuş, ona güvenmiş ve kendi başına övünebileceği bir iş yapmasına izin vermiş oluyoruz). Basamağı çıkıp da sevinince çocuksu bir sevinçle katılalım, "aferin sana" diyelim, öpelim onu (çocuğa lüzumlu olan ana baba sıcaklığını vermiş oluruz).
Yukarıda önerdiğim davranış şeklinde, çocuğu korumak ve öpmek, ülkemiz insani için yeni bir davranış değildir. Bizler için yeni olan, çocuğa güvenip, onun kişiselleşmesine izin vermektir.
İletişim Çatışmaları ve Empati - Üstün DÖKMEN
Sayın Üstün Dökmen hocamızın bu enfes kitabını okuyarak çocuk eğitimi konusunda kendinizi geliştirebilirsiniz.
Çocuk eğitimi hakkında kitaplar:
Çocuk Eğitim Seti
Kariyer Yayınları
Bağırıp Çağırmadan Çocuk Eğitimi
Yakamoz Yayınevi
Ekrem Acar
Çocuklarda Sanat Eğitimi
Epsilon Yayınları
Susan Striker
Çocuk Eğitiminde Babanın Rolü
Yakamoz Yayınevi
Şaban Karaköse, Rukiye Karaköse
Etkili Ana Baba Eğitimi Aile İletişim Dili
Sistem Yayıncılık
Thomas Gordon
Etkili Ana Baba Eğitiminde Uygulamalar
Sistem Yayıncılık
Thomas Gordon
Küçük Ağacın Eğitimi
Say Yayınları
Forrest Carter
Çocuk Eğitimi Rehberi
Huzur yayınları tarafından yayınlanan bu kitap çocuğun bebeklik zamanından on iki yaşına kadar geçireceği evrelere ait bilimsel bilgileri içermektedir. Çocuğun ruhsal gelişimindeki üç dönemi: 0-2 yaş dönemi, 2-6 yaş dönemi, 6-12 yaş dönemli olduğuna ait rehberlik bilgileri bulunmaktadır. İkiz, sakat ve problemli çocuklar için yapılması gerekenler, oyuncak , kardeşlerle münasebetler ve ergenlik çağına kadar lüzumlu tüm bilgiler bu kitapta bulunmaktadır
Etiketler:Toplumumuzda, çocuk, Sayın, Prof, Üstün, Dökmen, çekiyor.
Siz, çocukların,, Uğraşa, 15-20, çıkarlar., Çıkar, çıkmaz,
Büyük, çünkü., Simdi, çocuğun,, çalıştığını, üzerine, Böyle, çok, çalışan, çocuklarına, çevreden,
Çoklu, 1983, Howard, Gardner, özel, öneren, Mesela,, çarpma, öğrenen, çocuğa, Basit, öğrenebilir,, üstün, çarpım, Temelde,