19 Kasım 2016 Cumartesi

Anne sütünü arttırmaya yardımcı yiyecekler

Bilgi:Anne sütünü arttırmaya yardımcı yiyecekler

Bebekler için en iyi besin maddesinin anne sütü olduğunu söyleyen Diyetisyen Elif Yıldız anne sütünü arttıran besinleri açıkladı.


Diyetisyen Elif Yıldız, anne sütünün besleyici, ekonomik, sindirimi kolay, daima temiz ve hazır olduğunu kaydederek, “Anne sütü bebekle anne arasında duygusal bağ sağlar. Emzirme, anne ve çocuk arasındaki bağı kuvvetlendiren ehemmiyetli eylemdir. Emzirme dönemi annenin kafii ve dengeli beslenmesi anne için de çocuk içinde fazla ehemmiyetlidir. Annenin beslenmesinde bütün besin grupları ve vit-min ykarşı tarafından de zengin olmalıdır. Annenin beslenmesi sütün kalitesini de etkilemektedir” diye sözlerine ekledi.



Diyetisyen Elif Yıldız, emziklilik zamanında 2 hale dikkat edilmesi gerektiğini anımsatarak şöyle ifade etti:


“1 - Annenin besin depolarını koruyarak sağlığı korumak. 2- Salgılanan sütün kafiiliğini ve verimliliğini arttırmak (bebeğin büyüme ve gelişimi için). Normal beslenen sağlıklı bir annenin sütü, çoğunlukla bebeği için kafii olmaktadır. Sütünüzün yetmediği konusunda şüpheleriniz varsa düzenlenecek en doğru şey bebeğinizin kilosunu takip etmektir. Önce bebeğinizin kilosuna baktırabileceğiniz bir sağlık kurumuna gidin, tarttırın. 2-3 gün sık sık her dilediğinde aksatmadan emzirin. Sonra yeniden aynı yerde tarttırın. Günlük kilo alımı: 20-30 gr ise, haftalık kilo alımı: 125 gr ise, aylık en az kilo alımı 500 gr ise, sütünüz yetiyor demektir. Ne kadar sık emzirirseniz o kadar fazla süt salgılanır.”



Diyetisyen Elif Yıldız, anne sütünü artıran besinler hakkında da şu bilgileri verdi:


“Anason, rezene, ısırgan otu, kuru incir, fesleğen, nane, susam ve bol su. Sütümüzün artması için neler yapmalıyız? Tüm besin gruplarını günlük beslenmemize koyun (Et grubu, Süt grubu, Ekmek grubu, Sebze-Meyve Grubu, Yağ grubu). Her gün tertipli olarak 3 litre su için. Günde 4-5 fincan rezene çayı için. Her Sabah kahvaltıda, kahvaltınıza ek olarak 1 tabak dolusu maydanoz, dereotu, taze nane, roka gibi yeşillikler tüketin. (Diğer öğünlerde de ekleyebilirsiniz.) Demir kaynaklı gıdalar olan çekirdekli siyah kuru üzüm, yeşil mercimek, kuru hurma tüketiminize özen gösterin. Her sabah 1 tatlı kaşığı pekmezinizi limonlayarak tüketin. Her gün 1-2 tatlı kaşığı çörek otu karıştırılmış bal tüketiniz. 1 tatlı kaşığı zencefilli bal tüketin. Her gün sabah akşam 1 bardak kuru incir suyu için. (7-8 adet kuru inciri ikiye bölün, yarım litre suya koyun, 10 dk haşlayın.) Her gün 1-2 bardak süt-yoğurt tüketin (süt ürünlerinden gaz yapmayan laktozsu süt tercih edebilirsiniz). Emzirmeden 1-2 saat evvel 1-2 diş sarımsak tüketin. Günde 1-2 bardak fesleğen çayı için. (1 tutam fesleğeni 1-2 dakika kaynamış suda demleme usulü (aynı şeyi ısırgan otu için de yapabilirsiniz.) Tüm yemeklerinize kimyon ve fesleğen koyun. Her gün 1 adet kayısı kıvamında haşlanmış yumurta tüketin. Günde 2-3 kez susam yağı ile karın bölgenize ve göğsünüze masaj yapın. Her gün 2-3 tam ceviz, 5-6 adet fındık, 7-8 badem atıştırın.”

 

6 Kasım 2016 Pazar

Çocukla iletişimde Iceberg Teorisi

Bilgi:Çocukla iletişimde Iceberg Teorisi

Daha önce çocuğunuza bu şekilde yaklaştınız mı?



Evladınız eve bu cümlelerle geliyor mu?

-Ali’yi dövcem.

-Ayşe’den nefret ediyorum.

-Öğretmenimi sevmiyorum.

-Bir daha okula gitmeyeceğim.

Peki biz bu tepkiler önünde ne yapıyoruz?

Pek çoğumuzun verdiği ilk cevap, “durumu anlamak ve çözüm üretmeye hazırlıkk” oluyor.

Peki gerçekten amacımız ne? Sorunu biran önce oracıkta çözmek mi istiyoruz? Yoksa çocuğumuza, duygularını anlayıp, problemi çözmeleri konusunda destek olmak gibi bir şansımız olabilir mi?

Böyle bir pozisyonda, “Çocuk büyütürken resmin tümüne mi yoksa küçük bir parçasına mı bakmayı tercih ediyoruz?” sorusu belki de sorulması yararlı olacak ilk soru. Çünkü eğer çocuk büyütürken karşılaşılan anlık problemleri çözmek yerine onlara davranış kazandırmayı amaçlıyorsak bir takım yaklaşımlar hakkında farkındalık edinmek bize kolaylık sağlayacaktır.

Renkli Akademi’nin “Ebeveyn Ehliyeti” adı ile Türkiye’ye tanıttığı Avusturyalı Ebeveyn eğitim Derneği Elternwerkstatt’ın geliştirdiği Ebeveyn Eğitimi’nde bu konuyla ilgili olarak Iceberg Teorisi adında bir yaklaşım mevcut.

Çocukların tepkileri,büyük çoğunluklaicebergin altında yatan daha derin bir sebepten kaynaklanan ve icebergin suyun yüzündeki kısmında görülen bir takım yüzeysel tepkilerdir. Yani sıklıkla çocuklarda görülen öfke, hayalkırıklığı, mutsuzluk gibi duyguların altında bambaşka duygu ve durumlar bulunuyor olabilir.

Örnek vermek gerekirse, çocuğunuz “Ali’yi dövmek istiyorum” diyerek eve geldi. Siz ise öfkeli olduğunu görüyorsunuz. Fakat bu tepkinin icebergin görünen yüzü olduğunu düşünüp onun kendisini anlayabilmesi için belli bir yol izlerseniz sonunda çocuğunuzun belki de öfkeli değil, hayal kırıklığına uğramış olduğunu görebilirsiniz.

Olayın şöyle geliştiğini düşünelim. Evladınız resim dersinde yanlışlıkla çarparak Ali’nin fotoğrafını üzerine su dökmüş ve resmi bozmuştur. Ali’den özür dilemesine rağmen barışamamış ve bu hale fazla sinirlenen Ali de ona tepki olarak çocuğunuzun fırçasını kırmıştır. Ve çocuğunuz Ali’ye sinirlenmiştir ve bu tepki öfkeli olduğunu düşünmenize sebep olmuştur. Fakat işin aslı çocuğunuzun, Ali’nin resmin üzerine su döktüğü için kendini suçlu hissetmesi ve Ali’nin özrünü kabul etmemiş olmasından ötürü üzgün olmasıdır.

Eğer icebergin altına inmeden sadece görünen tepkiye göre hareket ederseniz, çocuğunuzun duygusunu ayrım etmesi ve bununla baş etmesi için lüzumlu fırsatı yakalama şansı bulamayabilirsiniz.

Evladınızla beraber, problemin kaynağını bulduğunuzda, onun esas duygusunu anlamasının arkasından, kendi hazır çözümler sunmak yerine, daha etkili olacak şekilde kendi çözümünü kendisi bulması için destek verebilirsiniz. Renkli Akademi’nin Ebeveyn EhliyetiEğitimi’nde çocuklarınızın kendi çözümlerini bulmaları konusunda uygulayabileceğiniz pek fazla destekleyici metot bulunuyor.

Eğitimin tamamı 18 saat ve Ebeveynlerin 0-23 yaş çocukları ile iletişimde kullanacakleri bu ve benzeri pek fazla yöntemin bununla birlikte farkındalık kazandırıyor.

Konu ile ilgili olarak Facebook Renkli Akademi sayfasını takip edebilir veya 0 546 9636813 numaralı telefondan açıklayıcı bilgi alabilirsiniz.

Gülce Erhan

http://renkliakademi.com/Giris/AnaSayfa 


9 Eylül 2016 Cuma

Çocukla iletişimde Iceberg Teorisi

Bilgi:Çocukla iletişimde Iceberg Teorisi

Daha önce çocuğunuza bu şekilde yaklaştınız mı?



Evladınız eve bu cümlelerle geliyor mu?

-Ali’yi dövcem.

-Ayşe’den nefret ediyorum.

-Öğretmenimi sevmiyorum.

-Bir daha okula gitmeyeceğim.

Peki biz bu tepkiler önünde ne yapıyoruz?

Pek çoğumuzun verdiği ilk cevap, “durumu anlamak ve çözüm üretmeye hazırlıkk” oluyor.

Peki gerçekten amacımız ne? Sorunu biran önce oracıkta çözmek mi istiyoruz? Yoksa çocuğumuza, duygularını anlayıp, problemi çözmeleri konusunda destek olmak gibi bir şansımız olabilir mi?

Böyle bir pozisyonda, “Çocuk büyütürken resmin tümüne mi yoksa küçük bir parçasına mı bakmayı tercih ediyoruz?” sorusu belki de sorulması yararlı olacak ilk soru. Çünkü eğer çocuk büyütürken karşılaşılan anlık problemleri çözmek yerine onlara davranış kazandırmayı amaçlıyorsak bir takım yaklaşımlar hakkında farkındalık edinmek bize kolaylık sağlayacaktır.

Renkli Akademi’nin “Ebeveyn Ehliyeti” adı ile Türkiye’ye tanıttığı Avusturyalı Ebeveyn eğitim Derneği Elternwerkstatt’ın geliştirdiği Ebeveyn Eğitimi’nde bu konuyla ilgili olarak Iceberg Teorisi adında bir yaklaşım mevcut.

Çocukların tepkileri,büyük çoğunluklaicebergin altında yatan daha derin bir sebepten kaynaklanan ve icebergin suyun yüzündeki kısmında görülen bir takım yüzeysel tepkilerdir. Yani sıklıkla çocuklarda görülen öfke, hayalkırıklığı, mutsuzluk gibi duyguların altında bambaşka duygu ve durumlar bulunuyor olabilir.

Örnek vermek gerekirse, çocuğunuz “Ali’yi dövmek istiyorum” diyerek eve geldi. Siz ise öfkeli olduğunu görüyorsunuz. Fakat bu tepkinin icebergin görünen yüzü olduğunu düşünüp onun kendisini anlayabilmesi için belli bir yol izlerseniz sonunda çocuğunuzun belki de öfkeli değil, hayal kırıklığına uğramış olduğunu görebilirsiniz.

Olayın şöyle geliştiğini düşünelim. Evladınız resim dersinde yanlışlıkla çarparak Ali’nin fotoğrafını üzerine su dökmüş ve resmi bozmuştur. Ali’den özür dilemesine rağmen barışamamış ve bu hale fazla sinirlenen Ali de ona tepki olarak çocuğunuzun fırçasını kırmıştır. Ve çocuğunuz Ali’ye sinirlenmiştir ve bu tepki öfkeli olduğunu düşünmenize sebep olmuştur. Fakat işin aslı çocuğunuzun, Ali’nin resmin üzerine su döktüğü için kendini suçlu hissetmesi ve Ali’nin özrünü kabul etmemiş olmasından ötürü üzgün olmasıdır.

Eğer icebergin altına inmeden sadece görünen tepkiye göre hareket ederseniz, çocuğunuzun duygusunu ayrım etmesi ve bununla baş etmesi için lüzumlu fırsatı yakalama şansı bulamayabilirsiniz.

Evladınızla beraber, problemin kaynağını bulduğunuzda, onun esas duygusunu anlamasının arkasından, kendi hazır çözümler sunmak yerine, daha etkili olacak şekilde kendi çözümünü kendisi bulması için destek verebilirsiniz. Renkli Akademi’nin Ebeveyn EhliyetiEğitimi’nde çocuklarınızın kendi çözümlerini bulmaları konusunda uygulayabileceğiniz pek fazla destekleyici metot bulunuyor.

Eğitimin tamamı 18 saat ve Ebeveynlerin 0-23 yaş çocukları ile iletişimde kullanacakleri bu ve benzeri pek fazla yöntemin bununla birlikte farkındalık kazandırıyor.

Konu ile ilgili olarak Facebook Renkli Akademi sayfasını takip edebilir veya 0 546 9636813 numaralı telefondan açıklayıcı bilgi alabilirsiniz.

Gülce Erhan

http://renkliakademi.com/Giris/AnaSayfa 


23 Ağustos 2016 Salı

Güvensiz ürünlere ceza yağdı

Bilgi:Güvensiz ürünlere ceza yağdı

Oyuncak, ayakkabı ve çocuk bakım ürünlerinin de aralarında yer aldığı 3 bin 125 ürünün, tüketiciler için "güvensiz" olduğu tespit edildi. Güvensiz ürün satanlara yılın ilk yarısında 642 bin lira para cezası verildi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü ekipleri, insan sağlığı, can ve mal güvenliği ile çevre bakımından güvenli olmadığı tespit edilen güvensiz ürünlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirdiği denetimlerine sürat verdi. Bu çerçevede birçok alanda doğrudan muhtelif testler yapan ekipler, yılın ilk 6 ayında piyasadaki toplam 289 bin 106 ürünü inceledi. En fazla denetim, aşağı yukarı 117 bin ürünle tekstil ve 83 bin ürünle oyuncak sektöründe meydana geldi.



Ürünlerden alınan numuneler sonucunda kırtasiyelerde 8, oyuncaklarda 737, ayakkabılarda 189, tekstilde bin 328, bildirime tabi ürünlerde 780, çocuk bakım ürünlerinde 5 ve öbür tüketici ürünlerinde de 78 olmak üzere toplamda 3 bin 125 üründe güvensizlik belirlendi.



Yılın ilk devresinde incelenen toplam bin 469 firmanın 29'unda güvensiz ürün satışının düzenlendiğı belli oldu.



GÜVENSİZ ÜRÜN SATANLARA 642 BİN LİRA CEZA



Ekiplerce düzenlenen denetimler kapsamında, tüketiciler için kullanılması güvenli olmayan ürün satan firmalara toplam 642 bin lira nakit cezası uygulandı.



Güvensizlik tespit edilen ürünlerden en yüksek ceza 283 bin lira ile oyuncak satan firmalarına verilirken, onu, 145 bin lira ile ayakkabı ve 114 bin lira ile çocuk bakım ürünleri satışı yapan şirketler tizledi.



BAKAN TÜFENKÇİ: GÜVENSİZ ÜRÜNE TOLERANS YOK



Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, ürünlerdeki güvensizlik oranının azaltılması ykarşı tarafında gayret gösterdiklerini duyuruldu.



Güvensiz olduğu tespit edilen ürünleri satan firmalara muhtelif yaptırımlar uyguladıklarını belirten Tüfenkci, "Amacımız gerçekleştirdiğimiz denetimlerle yurtdaşların daha güvenli ürün kullanımını sağlamak. Bu konuda kimseye toleransımız yok." dedi.



Bakan Tüfenkci, piyasa gözetimi ve tüketicinin korunması ykarşı tarafındaki hazırlıkların karşımızdaki dönemde yükselerek devam edeceğini kaydetti.


45 günlük bebekten 300 gram kist alındı!

Bilgi:45 günlük bebekten 300 gram kist alındı!

Mersin'de dünyaya gelen Muhammed Ali Adakoğlu adlı bebeğin karın boşluğundan, laparoskopik (kapalı) ameliyatla 10 santim uzunluğunda ve 300 gram ağırlığında kist çıkarıldı.

Umut-Belkız Adakoğlu çiftinin 3'üncü çocuğu olan Muhammed Ali, 1 Temmuz'da dünyaya geldi. Minik bebeğin muayenesini yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice Kaleli Babaoğlu, su fıtığı ve kasık fıtığı belirledi. Muhammed Ali'nin fıtık ameliyatı ileri bir tarihe planlandı. Ancak aşağı yukarı bir ay sonra bebeğin sık sık kusmaya başlaması, annesinin dikkatini çekti.



KAPALI AMELİYAT İLE KİST ALINDI



Muhammed Ali'yi tekrar muayene eden Dr. Babaoğlu, sıra dışı bir vaziyet olduğunu anlayınca ultrason çektirdi. Ultrason sonuçlarında, bebeğin karın boşluğunda hızla bir kistin geliştiği gözlendi. Bunun üzerine Küçük Muhammed Ali, henüz 45 günlükken Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Cemal Parlakgümüş tarafından ameliyata alındı. Laparoskopik yöntemle düzenlenen ameliyatla, 10 santim uzunluğunda, 300 gram ağırlığındaki kist çıkarıldı. Ameliyatta, minik çocuğun su fıtığı ve kasık fıtığı ameliyatları da düzenlendi.



Umut-Belkız Adakoğlu çifti ve çocukları Muhammed Ali.



"KÖTÜ HUYLU TÜMÖRE DÖNÜŞEBİLİR"



Yrd. Doç. Dr. Cemal Parlakgümüş, operasyonla ilgili şu bilgileri verdi: "Bu türden bir kist, çocuk cerrahisinde nadir görülen bir pozisyondur. Mezenter adı verilen bağırsakların kan ve lenf damarlarını barındıran yağlı bir dokunun içinde bulundukları için mezenter kisti adı verilmektedir. Bu kistler genellikle gerilemezler, büyüme gösterebilirler. Barsak tıkanıklıklarına yol açabilirler. Kötü huylu bütünörlere de dönüşebilirler. Tanı konulduktan sonra çıkarılmaları gerekir. Bu hastada biz bebeğin göbek bölgesinden 1 santim delik açarak laparoskopik yöntemle kisti çıkardık. 1 günde taburcu ettik."


Yemek istemeyen çocuğa ne yapılır?

Bilgi:Yemek istemeyen çocuğa ne yapılır?

Çoğu annenin en sıkıntılı zamanı çocuklarının yemek yemeyi redettiği zamanlardır. Peki uzamanlar böyle durumlarda ne yapmamızı tavsiye ediyor?

Anne ve babanın yeme davranışında etkin rol aldığını ifade eden Psikolojik Danışman Levent Erdem, “Evladının peşinden, elinde tabak ile koşturan ve kaşığın ucundaki yemeği çocuğun ağzına tıkıştırmaya çalışan anneleri görmeyeniniz var mı? Bunu da anne için ye, bu lokmayı da baba için... Anne ve babalar bununla da yetinmiyor ‘Yemezsen üzülürüm, ağlarım’ gibi duygusal şantajlara başvuruyor” derken, bu duygusal baskılar çocuğun ilerideki hayatında anne babayı üzmemek için istemediği, inanmadığı bir davranış yapısını sergilemesi gibi olumsuz izler bırakabilir. Bu çocuklar beklentilerini doğrudan söylemeyen, kendini ifade ederken ilgisiz ve dolaylı yolları kullanan, iletişim problemleri yaşayan yetişkinlere dönüşebilir” şeklinde ifade etti.

"Yememe davranışının sebebi anne ve baba"

Çocuğun yemek yememe davranışının nedeni, şayet tıbbi bir rahatsızlık yoksa, çoğu zaman anne babadır diyen Psikolog Levent Erdem “Bir başka deyişle anne babalar ‘yemeyen’ çocuk davranışına neden oluyor. Bunda bizim kültürünün aşırı sevecen ve korumacı olmasının etkisi de var mutlaka. Gittiğiniz tatil yerlerinde hangi anne ve babaların çocuğun peşinden koşarak ‘hadi çocuğum şunu da ye’ diye dört döndüklerine bakın. Çoğu zaman bizim insanımızdır. Yabancılarda bu durumu daha az görüyoruz. Bundan dolayı anne baba davranışı değişmedikçe çocuğun sorununda da değişiklik olmuyor” dedi

 "Bırakın aç kalsın"

Psikolog Levent Erdem, elinde tabakla saatlerce çocukların peşinde koşan anne ve babaların tabağın yarısındaki yemeği yedirince kendimi mest hissettiğini, çoğunlukla da bu davranışla kendi anneliğini onaylayarak başarılı hissettiğinin vurgulayarak, “Zaman içinde düzenlenen bu hatalı anne baba tutumu, güçlenerek sürdürecek. Ayrılan zaman, dökülen lisan artacak. Tüm bu çabalara paralel, çocuktaki yememe davranışı daha da güçlenecek. Annelere tavsiyemiz, bırakın çocuklar aç kalsın. Elinizde tabakla etrafında dolaşmayın. Sofra tertipinizi kurun ve bu tertip içinde çocuğunuzun mama sandalyesinde bile olsa sofraya gelmesini sağlayın. Masada yemek için aileye bir süre tanıyın. Çocuk yarım saat içinde yemeğini tamamlayıp kalkmıyorsa sofrayı kaldırın. Bir sonraki öğün ya da ara öğüne kadar bir şey vermeyin. Abur cubur yedirmeyin. Gün içinde sabırla bu rutini yeniden edin. Daha sonra o size uymak zorunda kalacak. Bedeni güçsüz kalmaz, acıkınca kendisi yemek yemek isteyecektir merak etmeyin” diye sözlerine ekledi.



"Anne ve baba kendini düzeltmeli"

Anne ve baba tarafından, farkında olmadan ortaya çıkarılan çocuktaki yememe davranışı, gene anne baba tarafından, doğru metot ve davranışlar kullanılarak ortadan kaldırılabilir. Psikolog Erdem bunun için gerekirse anne babanın doğru davranış için eğitim almasının doğru olacağını, anne babanın tutarlı ve doğru davranışları ile çocuğun sorununun da azalacağını anlattı. Erdem “Bu davranışların çocuk tarafından kullanılmaya başlaması yani ‘yemek yerim ama dilediğimi yaparsanız’ şekline dönmesi çocuk açısından bir uzmana başvurulması zamanının geldiğini gösterir. Bu davranışın düzeltilmemesi yaşam kalitesini ve münasebetlerini zaman içinde bozacak çocuğu ben merkezci ve rüşvetçi bir davranış kalıbına sokacaktır” dedi.



"Ağzındaki lokmayı saatlerce yutmuyorsa intikam almak istiyor"

Ağzına verilen lokmayı yutmayan, saatlerce tutan çocukların ailelerinin dikkatini çekmeye çalıştığını, intikam almak için lokmaları yutmadığını söyleyen Psikolog Levent Erdem, ailenin bir karşı strateji geliştirip sevgi bağını zedelemeden prensip oluşturması gerektiğini duyuruldu.


19 Ağustos 2016 Cuma

Karanlıktan korkan çocuğa nasıl davranılmalı?

Bilgi:Karanlıktan korkan çocuğa yaklaşım nasıl olmalı?

Çocukluk dönemi korkuların başında gelen ve ruh sağlığını derinden etkileyen karanlık korkusu ebeveyn tutumlarına bağlı olarak pekişiyor. Uzmanlar ise korku sürecinin yönetimi konusunda aileleri uyarıyor.

Çocukluk dönemi korkuları doğru şekilde yönetildiğinde kısa zamanda ortadan kaybolurken, yanlış ebeveyn tutumları korkuların ilerleyen yaşlara taşınmasına neden olabiliyor.



Bazı ebeveynlerin çocuğun herhangi bir korkusu olmadığı halde, o uyurken gece lambasını veya koridorun ışığını açık bıraktığını söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. Orhan Karaca, yanlış tutumların korkuları yetişkinliğe taşıyacağı uyarısında bulundu.



Karaca, “Böyle durumlarda çocuk karanlığın korkutucu bir şey olduğunu öğrenir. İlerleyen dönemlerde de karanlık odada uyumaktan kaçınabilir. Tabii gece lambasının yaydığı ışıkta çocuklar gölgeleri korkutucu bazı yaratıklara benzeterek endişeye kapılabilirler. Tamamen karanlık olan bir odada ışık oyunlarından doğan benzetmeler olmayacağı için çocuğun korkuya kapılma ihtimali daha azdır. Bu sebeble ailelerin evvellikle kendi endişelerinden kurtulmaları ve korkularını çocuklarına aktardıklarını ayrım etmeleri gerekir. Karanlıktan korkan çocuğun daimi aydınlıkta uyumasına izin vermek çocuğun korkularında haklı olduğunu düşünerek karanlık korkusunu devam ettirmesine neden olur” dedi.

KARANLIK KORKUSU MIZMIZ ÇOCUKLAR YARATIYOR



Karanlıktan korkan çocukların, bu korkularını karanlık odalara girmek istemeyerek, girmeleri gerektiğinde ise muhtelif bahanelere başvurarak belli ettiklerini aktaran Karaca, şöyle devam etti:



“Uyku saatleri yaklaştığında tek başlarına yatmamak için diretir, olumlu dönüş alamazlarsa yatma eylemini muhtelif bahanelerle geciktirirler. Karanlık korkusu ile beraber çocukların ruh hallerinde de değişim gözlenir, sakin yapılı çocuklar mızmız ve huzursuz hallere bürünebilirler. Aileler karanlık korkusuyla aşamalı olarak baş etmeli, problemin bir anda ortadan kalkmayacağını kabullenerek sabırlı davranmalıdırlar. Çocuğa her aşamada korktuğunda yanında olacakları mesajını verebilmeleri ve çocuğun yalnız olmadığını anlamasını sağlamaları korku idareinde büyük ehemmiyet taşıyan hususlardandır.”



KORKAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANMALI?



- Çocukların korkuları görmezden gelinmemeli, “korkacak ne var” gibi yorumlarla ehemmiyetsizleştirilmemeli.

- Çocuklar korkularından ötürü küçümsenerek aşağılanmamalı, “kocaman adam oldun karanlıktan mı korkuyorsun” gibi sözlerle çocuğun korkularını ifade edebilme cesareti yok edilmemeli.

- Çocuğun rencide olabileceği ihtimalini göz karşı tarafında bulundurarak problemin başkalarıyla paylaşılmasından ve alaycı ifadelerden kaçınılmalı.

- Korkuların kaynağı araştırılarak aşamalı olarak ortadan kaldırılmalarına çalışılmalı.

- Çocuğun zekana korku öğelerinin yerleşmesine neden olmamak için korkutucu filmler izlemesine mani olunmalı.



Anne babalar geceleri yalnız uyumak istemeyen çocuklarını zorlamamalı, çocuk uyuyana kadar yanında kalmalı, gece uyanıp yanlarına gelirse üşenmeden çocuğu tekrar yatağına götürerek tekrar uyumasını beklemelidirler. Çocuğun gece boyu yanlarında yatmasına izin vermek korkuyla baş etmek değil, problemi görmezden gelmektir. Bu vaziyet çocuğun korkularını yenmesine yardımcı olmayacağı gibi aynı zamanda pekiştirir. Ailelerin her gece sabırla yanlarına gelen çocuklarını tekrar yatağına götürmeleri ve gerekirse bunu her gece defalarca kez tekrarlamaları gerekir. Ailenin, çocuğun korkularını ısrar etmeden, baskı yapmadan ve azarlamadan anlatmasına imkan tanımaları böylece problemin kaynağını keşfederek buna müsait çözüm yolları aramaları gerekir. Karanlıktan korkan çocuğu karanlıkta tek başına bırakarak yüzleşme yöntemini kullanmaları korkunun daha da pekişmesine neden olabileceği gibi çocuğun ailesine duyduğu güveni de zedeleyecektir.”

KORKULAR AŞAMALI OLARAK ATLATILIR



Karanlık korkusunun aşamalı olarak ortadan kaldırılabildiğini ifade eden Karaca’nın ailelere öbür önerileri ise şöyle: “Işıkta uyumak isteyen çocuğa gece lambası alarak onun ışığında uyumasını sağlamak çocuğun yavaş yavaş karanlıkla barışmasına yardımcı olacaktır. Çocuk bir sonraki aşamaya geçmeyi kendisi de istemeli, buna asla zorlanmamalıdır. Ebeveynler, çocuklarının korkularıyla ilgili rasat yaparak nasıl yaklaşmaları gerektiğini bulmaya hazırlıklıdır. Anlayış ve iş birliğine dayalı bir yaklaşım yararlı olacaktır. Çocuğu dinlemek, onunla daha çok vakit geçirmek ve korkulan objelerle ilgili bilgilendirme yapmak, problemin aşılmasına katkı sağlar. Korktuğu şeyle ilgili onu bilgilendirmek ve bu konuda güven kazanmasına yardımcı olmak için muhtelif yollar geliştirilebilir. Örneğin; kıyafet dolabından çıkacak korkunç yaratıklardan korkan çocuğa yatmadan evvel dolabın içerisinde bir şey olmadığını göstermek rahatlamasını sağlayarak korkularını yenmesine yardımcı olacaktır.”